Acaba çevreci alyans nasıl olur?
Bunu bana söylediğinde bir yaşıma daha girmiş bulundum. Zaten şimdiye kadar gördüklerim ve duyduklarımla yaşıma eklenen yaşlardan bir hayli yaşlanmış sayılmaktayım ya olsun, bunu da beynimin “enteresan şeyler” hanesine yazdım ve boş bir vaktimde oturup bu yazıyı yazdım.
“Alyansım altın olmamalı, çünkü altın siyanürle çıkarılıyor” dedi. Pek bilmezdim ama gümüş de öyle imiş. Anlayacağınız bu iş bana şimdiden iki yaşa malodu bile.
“Dövme yaptır”, dedim, “Bak şimdi çok moda. Çoğu ünlümüz imzadan önce göbeklerine, imzadan sonra parmaklarına aşık oldukları adamın adını yazdırmakta pek sakınca görmüyorlar”.
Ama arkadaşımın o narin parmaklarını yaktırmasına gönlüm razı olmuyordu. Biraz daha beyin jimnastiği yaptık. Zor iş gerçekten. Sonunda “Takma o zaman”, deyiverdim. “Çünkü alyans kalpte güzeldir, parmakta değil.” Siz de bilir miydiniz bu sözü? O zaman şimdi öğrendiniz.
Ama arkadaşımın hevesini anlıyordum. Bu değişen ama geçmeyen bir heves. Hatta altını bırakın şimdilerde “tam tur” denilen çepeçevre pırlanta kaplı alyanslar moda oldu. Büyük tek taşlarınsa hiç bir zaman modası geçmedi. “Kanlı Elmas” adlı filmi seğretmiş miydiniz bu arada?
Arkadaşım sonunda aradığını buldu. Sevgisini, aşkını, evliliğini tüm dünyaya titanyum bir yüzükle ilan edecek. Yüzüğün üstünde de küçük mor taşlar olacak. Şeklini şemalini kendileri çizip öyle yaptıracaklar kuyumcuya. Bunu duyunca benim de üzerimden büyük bir yük kalktı gerçekten. Çünkü günlerce “acaba çevreci bir alyans nasıl olur” diye düşünüp durmuş, deri’den boncuğa, cam’dan örgü’ye bir sürü alternatif üretip, kimi pratik kimi de çevreci nedenlerle çoğunu elemiş, sonra da “yüzük kalpte güzeldir” sözünü tekrar hatırlamış, rahatlamıştım.
Bütün bunları düşünürken tesadüfler karşıma aynı konuda yeni kavramlar çıkardı. Bir gazete ekinde okuduğum “Yeşil düğünler “ başlıklı yazı, pek çok konuda kafa karışıklığımı giderdi...
Son zamanlarda kırda çıplak ayakla yürüyen, başına papatyadan taç takmış gelinler moda oldu. Siz de duymuşsunuzdur. Kır düğünleri, diye yepyeni bir organizasyon teması ortaya çıktı. Çünkü doğa çağırmakta bizleri...
“Alyansım altın olmamalı, çünkü altın siyanürle çıkarılıyor” dedi. Pek bilmezdim ama gümüş de öyle imiş. Anlayacağınız bu iş bana şimdiden iki yaşa malodu bile.
“Dövme yaptır”, dedim, “Bak şimdi çok moda. Çoğu ünlümüz imzadan önce göbeklerine, imzadan sonra parmaklarına aşık oldukları adamın adını yazdırmakta pek sakınca görmüyorlar”.
Ama arkadaşımın o narin parmaklarını yaktırmasına gönlüm razı olmuyordu. Biraz daha beyin jimnastiği yaptık. Zor iş gerçekten. Sonunda “Takma o zaman”, deyiverdim. “Çünkü alyans kalpte güzeldir, parmakta değil.” Siz de bilir miydiniz bu sözü? O zaman şimdi öğrendiniz.
Ama arkadaşımın hevesini anlıyordum. Bu değişen ama geçmeyen bir heves. Hatta altını bırakın şimdilerde “tam tur” denilen çepeçevre pırlanta kaplı alyanslar moda oldu. Büyük tek taşlarınsa hiç bir zaman modası geçmedi. “Kanlı Elmas” adlı filmi seğretmiş miydiniz bu arada?
Arkadaşım sonunda aradığını buldu. Sevgisini, aşkını, evliliğini tüm dünyaya titanyum bir yüzükle ilan edecek. Yüzüğün üstünde de küçük mor taşlar olacak. Şeklini şemalini kendileri çizip öyle yaptıracaklar kuyumcuya. Bunu duyunca benim de üzerimden büyük bir yük kalktı gerçekten. Çünkü günlerce “acaba çevreci bir alyans nasıl olur” diye düşünüp durmuş, deri’den boncuğa, cam’dan örgü’ye bir sürü alternatif üretip, kimi pratik kimi de çevreci nedenlerle çoğunu elemiş, sonra da “yüzük kalpte güzeldir” sözünü tekrar hatırlamış, rahatlamıştım.
Bütün bunları düşünürken tesadüfler karşıma aynı konuda yeni kavramlar çıkardı. Bir gazete ekinde okuduğum “Yeşil düğünler “ başlıklı yazı, pek çok konuda kafa karışıklığımı giderdi...
Son zamanlarda kırda çıplak ayakla yürüyen, başına papatyadan taç takmış gelinler moda oldu. Siz de duymuşsunuzdur. Kır düğünleri, diye yepyeni bir organizasyon teması ortaya çıktı. Çünkü doğa çağırmakta bizleri...
Kaynak: Yazarlarımız