13 İklim Eylemi

COP31

COP Biter Süreç Kalır: Türkiye İçin Kalıcı Bir İz Bırakma Fırsatı

COP Biter Süreç Kalır: Türkiye İçin Kalıcı Bir İz Bırakma Fırsatı
13

COP’ları bir süreç olarak değerlendirmek oldukça anlamlı. 190’dan fazla ülkenin 30 yılı aşkın süredir devam ettirdiği bu süreçte uzun müzakereler yapıldı, zor kararlar alındı ve çeşitli hedefler belirlendi. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu hedeflerin iklim kriziyle mücadele için gereken ilerlemeyi sağlamaya yetmediği açık. Nitekim açıklanan politikalar tam olarak uygulansa bile yüzyılın sonunda küresel ısınmanın 2,5 dereceye yükseleceği hesaplanıyor (IEA, 2026).

Sorun yalnızca hedeflerin yeterliliği değil; aynı zamanda bu hedeflerin hayata geçirilmesinde de ciddi bir gecikme söz konusu. Bu nedenle son dönemde COP süreçlerinde odak, yeni ve daha iddialı hedefler koymaktan ziyade mevcut hedeflerin uygulanmasına yöneldi. Başka bir ifadeyle, “ne yapacağız?” sorusundan çok “nasıl yapacağız?” sorusu öne çıkıyor ve tartışmaların odağı değişiyor.

Bu odak değişiminde, üretim ve emisyon açısından dünyanın en büyük aktörlerinden biri olan ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi gibi gelişmelerin de etkili olduğu söylenebilir. Nitekim, karar mekanizmasında kritik rol oynayan ABD’nin eksikliği hem diğer ülkelerin azmini hem de alınan kararların bağlayıcılığını olumsuz etkileme riski taşıyor. Bununla birlikte, iklim bilimcilerin ortaya koyduğu tablo net: Mevcut eğilimlerle ilerlenirse kriz derinleşecek. Bu nedenle yalnızca uygulamayı hızlandırmak değil, aynı zamanda hedeflerin de daha iddialı hale getirilmesi gerekiyor. Aksi halde, doğa ve ekosistemlerin vereceği tepkinin çok daha sert olması kaçınılmaz görünüyor.

COP tartışmalarının “hedef artırımı” ile “uygulama iyileştirmesi” başlıklarında toplulaştırılabilecek iki ana aksta izlendiği bu dönemde, mücadelenin perspektifine sunulacak bir katkı ile üçüncü aks için alan genişletilebilir. Son yıllarda önemi giderek artan doğa ve onarıcılık kavramlarını politika tartışmalarının merkezine taşımak, mevcut perspektifi zenginleştirmeye yönelik önemli bir katkı olabilir.

Nitekim mesele iklim krizini de içinde barındıran ama bununla sınırlı olmayacak kadar geniş bir doğa sistemleri etkileşimini kapsayan bir ekosistem krizi (TSKB Ekonomik Araştırmalar, 2023). Bu perspektifin temelinde ise insanlığın, gezegenin yaşanabilir bir yer olarak kalması için gerek olan sınırlarını aşmış olduğuna ilişkin bulgular yatıyor. Gezegenin sınırları aşıldıysa, doğal kaynakları yalnızca “sürdürülebilir kullanım” perspektifiyle ele almak artık yeterli değil, doğayı “onarıcı”, “doğa-pozitif” bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor (Tur & Hakyemez, 2023).

Türkiye’nin bu dönüşüme katkı sağlayarak COP31’i bu yeni yaklaşımın somutlaştığı bir dönüm noktası haline getirmesi, ekosistem kriziyle mücadelede kalıcı bir iz bırakma fırsatı sunabilir.

Feridun Tur | TSKB Ekonomik Araştırmalar


Kaynak: https://www.tskb.com.tr/blog/surdurulebilirlik/cop-biter-surec-kalir-turkiye-icin-kalici-bir-iz-birakma-firsati