10 Eşitsizliklerin Azalması

Gençliğimizin Anıtsal Ağaçları Yanmış Diyorlar!

Gençliğimizin Anıtsal Ağaçları Yanmış Diyorlar!
10
Bu yıl sadece buralarda değil, dünyanın pek çok yerinde orman yangınları oldu ve sebeplerin içine artık küresel ısınma da eklendi.

Yüz binlerce ağaç. Gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Kapkara kütükler, hepsi sanki birer mezar taşı. Yüreğinde beslediği tırtılıyla, yılanıyla, sincabıyla, karıncası, böceği, bedenine sarılmış sarmaşığıyla, gölgesinde dinlenen eğrelti otu, mantarı, çiçeği ile ölüp gitmiş ağaçlar ordusu. Madem ki öldük, mezar taşımız da kendimiz oluruz demişler sanki. Şimdi bu hayali görüntü içimizi ürpertse de, o hengame içinde cayır cayır yanan hayvanların çığlıklarını hiçbirimiz duymadık. Çünkü alevlerin sesi daha baskındı. Bitkiler ise zaten başlarına ne gelirse gelsin hiç ses çıkarmazlardı. Her ölüm gibi bu ölümleri de kabullenmemiz zor olmadı. Yutkunduk, iç çektik, hatta belki faillere küfrettik ve kumandamızla başka bir kanala geçtik. Çünkü bizler en çok magazin ormanlarında biten mankenleri seviyoruz. Futbol ormanlarında biten holiganları, tüketim ormanlarında yetişen envai çeşit allı pullu, high tech, pazarlama harikası, tasarımda son noktaya gelmiş ürünleri seviyoruz. Başka ormanlar ilgimizi çekmiyor pek. Çünkü artık bir ağaç gölgesinde oturmak da eskisi kadar “in” değil. Biz yeşil brandalarını ya da heybetli kanatlarını üzerimize germiş gölgeliklerin altında cafe latte, mocha, expresso ya da buzlu kahve yudumlamayı seviyoruz artık. Açık hava bir restoranda masamıza eskaza düşen bir kavak meyvesinden ifrit oluyoruz. Saçlarımıza kuş pislemesin diye şemsiyeleri açtırıyoruz garsona. Evimize daha çok güneş girsin istiyoruz. O ağacı kesmeyi kuruyoruz. Aman ağaçlar gölge etmesin , başka ihsan istemez diyoruz.

Oysa...
Ben bir ağaç biliyorum. Dalları güçlü, anaç. Upuzun bir salıncakla gökyüzüne çıkarır çocukları. Güneşi, bulutları, kuşları tanıştırır onlara.
Ben bir ağaç görüyorum. Pek çok ağaçtan biridir o. Erkek çakısıyla kızın adını kazır üstüne.Ve yıllar sonra gelir bakar, hala duruyor mu diye.
Ben bir ağaçtan düştüm. Elma ağacıydı. Yarası hala dizimde.
Ben bir ağaç tanıyorum. Siz de tanımışsınızdır onu. İlk öpücüktür pek çok insanın tarihinde.
Ben bir ağaç seviyorum. O kadar büyük ki kökleri, Onu yanımda taşıyamayacağım için fotografını astım duvarıma.
Ben bir ağaç özlüyorum. Çoktan kesmişler onu yol sevdasına. Yolları da severim ama yine de kıyamam ağaçlara.

Sözü yavaş yavaş getiriyorum asıl söylemek istediğime.

Kaynak: Yazarlarımız