17 Amaçlar İçin Ortaklıklar

Herkes Suyu Konuşuyor

Herkes Suyu Konuşuyor
17
Temelde sorun; yıllardır su zengini olarak bilinen Türkiye’nin aslında, kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı bakımından dünya sıralamasında gerilerde olduğunun idrak edilmesi. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen ortalama kullanılabilir su miktarı yıllık en az 10.000 m3 olmalı, bu rakam Türkiye için 1.430m3. Türkiye’de su kaynaklarının %70’e yakın bir kısmı tarımda, %30’luk kısmı ise evsel ve endüstriyel tüketimde kullanılmakta. 2030 yılında ise Türkiye’nin nüfusunun 80 milyona ulaşacağı ve kişi başına yılda 1.100 m3 kullanılabilir su miktarı düşeceği öngörülüyor. Görünen o ki, ülkede ciddi boyutlarda su sıkıntısıyla karşı karşıya gelinecek. Son 50 yılda Türkiye’de 1.300.000 hektarlık sulak alanın -üç Van Gölü büyüklüğünde bir alan - plansız ve aşırı su kullanımı gibi çeşitli nedenlerle kurutulmuş ve geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedilmiş olması da işin cabası. Su kaynaklarının ancak % 36’sını geliştirebilmiş olan Türkiye’nin artık su yönetimi politikalarını makro kararlar olarak ele alması gereği açıkça ortaya çıkıyor.

Tüm bu koşullar dikkate alındığında, AB sürecinde “çevre” adına yürütülmekte olan müzakerelerde, su yönetimi ile ilgili Birlik müktesebatına nasıl uyum sağlanacağı konusu daha da önem kazanmaktadır. Su kirliliğinin önlenmesi yönünde, mevzuat uyumu açısından son dönemde ilerlemeler kaydedilse de, su kaynaklarına bir “yönetim” anlayışı ile yaklaşılması ihtiyacı halen vardır, zaten AB taahhütleri de bunu gerektirmektedir.

Türkiye’de tarım, enerji ve endüstriyel faaliyetlerin yoğunlaştığı bölgelerde ve kentsel yerleşim alanlarında yüzeysel ve yeraltı su kaynaklarının büyük tehdit altında olup, bu konuda şimdiye kadar yapılan çalışmaların çok yetersiz düzeyde olduğu öteden beri bilinmektedir. Ani mevsim değişiklikleri, aşırı sıcaklar, fırtına ve sellerin neden olacağı su kaynakları sorunlarının ve diğer sektörlerin ekonomik kalkınmasına etkilerinin (çölleşme, kuraklık nedeniyle yaşanan tarım ekonomisi sorunları vb) diğer ülkelerde yaşandığı gibi Türkiye açısından da gündeme geldiği/geleceği açıktır. AB çatısı altında, ya da dışında Türkiye, su kaynaklarının azalmasını ve kirlenmesini önlemek için kapsamlı yasal, kurumsal-idari, teknik ve finansal önlemler almak ve bu önlemleri belirli planlar dahilinde etkin bir şekilde uygulamak durumundadır.

Kaynak: Yazarlarımız