Klasik Ekonominin Sonu: Karbonomi
Finansal teknoloji altyapılarının gelişmesi ile birlikte söz konusu fonksiyonların, dolaşımda olan fiziki paralara alternatif olarak kaydi¹ paralar, kredi puanları vb. üzerinden de hesabı tutulabilir hale gelmiştir.
Ekonomik gelişme ve büyüme ile birlikte doğal kaynakların çok hızlı ve dengesiz biçimde tüketilmesi bazı temel yaşam parametrelerinin doğada kabul edilebilir sınırlarının dışına çıkması tehlikesini de beraberinde getirmiştir.
Bunların en başında atmosferdeki karbondioksit oranı gelmektedir.
Bu durum, ‘’karbonomi’’ denebilecek yeni bir iktisadi örgütlenme dönemini de ana gündem maddelerinden birisi haline getirmektedir.
19. Yüzyıl ile başlayan yoğun sanayileşme sonucunda atmosferdeki karbondioksit oranı 200-300 ppm (milyonda bir birim parça - parts per million) seviyelerinden 300-400 ppm aralığına taşınmıştır.
Son durum itibariyle bu oran 375 ppm olarak hesap edilmektedir. Dünya ekonomisindeki mevcut büyüme ve tüketim modelleri ile çok kısa bir sürede söz konusu oranın 400 ppm seviyesine ulaşabileceği en iyimser senaryolarda dahi teorik olarak ortaya konulabilmektedir.
Söz konusu artışın, endüstriyel gelişime ve bu kapsamda tüketilen mal/hizmet gruplarının enerji girdi/çıktı desenine doğrudan bağlı olduğu genel kabul görmekle birlikte diğer bazı doğal gelişmelerle de ilintili olduğu hususu halen üzerinde detaylı araştırmalara konu olmaya devam etmektedir.
Ekonomik gelişme ve büyüme ile birlikte doğal kaynakların çok hızlı ve dengesiz biçimde tüketilmesi bazı temel yaşam parametrelerinin doğada kabul edilebilir sınırlarının dışına çıkması tehlikesini de beraberinde getirmiştir.
Bunların en başında atmosferdeki karbondioksit oranı gelmektedir.
Bu durum, ‘’karbonomi’’ denebilecek yeni bir iktisadi örgütlenme dönemini de ana gündem maddelerinden birisi haline getirmektedir.
19. Yüzyıl ile başlayan yoğun sanayileşme sonucunda atmosferdeki karbondioksit oranı 200-300 ppm (milyonda bir birim parça - parts per million) seviyelerinden 300-400 ppm aralığına taşınmıştır.
Son durum itibariyle bu oran 375 ppm olarak hesap edilmektedir. Dünya ekonomisindeki mevcut büyüme ve tüketim modelleri ile çok kısa bir sürede söz konusu oranın 400 ppm seviyesine ulaşabileceği en iyimser senaryolarda dahi teorik olarak ortaya konulabilmektedir.
Söz konusu artışın, endüstriyel gelişime ve bu kapsamda tüketilen mal/hizmet gruplarının enerji girdi/çıktı desenine doğrudan bağlı olduğu genel kabul görmekle birlikte diğer bazı doğal gelişmelerle de ilintili olduğu hususu halen üzerinde detaylı araştırmalara konu olmaya devam etmektedir.
Kaynak: Yazarlarımız