2 Açlığa Son

Blog

Gıda kaybı neden azalmıyor? BM'nin 2026 değerlendirmesi ne gösteriyor?

Gıda kaybı neden azalmıyor? BM'nin 2026 değerlendirmesi ne gösteriyor?
2 12 13

Dünya daha sürdürülebilir bir gıda sistemi kurmaya çalışırken önemli bir sorun devam ediyor: Üretilen gıdanın kayda değer bir bölümü tüketiciye ulaşmadan kayboluyor. Birleşmiş Milletlerin (BM) 2026 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları değerlendirmesi, küresel gıda kaybını azaltma konusunda ilerlemenin sınırlı kaldığını gösteriyor.

BM'nin değerlendirmesinde kullanılan FAO verilerine göre hasat sonrası ve perakende öncesi aşamalardaki küresel gıda kaybı oranı, 2015 yılında yüzde 13 seviyesindeydi. Bu oran 2023 yılında yüzde 13,3 olarak ölçüldü. Sekiz yıllık karşılaştırma, gıda kayıplarını azaltma hedefinde belirgin bir iyileşme yaşanmadığına işaret ediyor.

Gıda kaybı yalnızca ekonomik bir sorun değil. Üretimde kullanılan su, enerji, tarım arazileri ve emek de bu kayıplardan etkileniyor.

Meyve ve sebzelerde kayıp neden daha yüksek?

Gıda kaybı bütün ürün gruplarında aynı düzeyde yaşanmıyor. FAO'nun 2023 verilerine göre meyve ve sebzelerdeki küresel kayıp oranı yüzde 25,4'e ulaşıyor. Bu oran, ürünlerin yaklaşık dörtte birinin perakende aşamasına gelmeden kaybolduğunu gösteriyor.

Meyve ve sebzeler, hasat sonrasında sıcaklık değişimlerine ve fiziksel hasara karşı hassas olabiliyor. Uygun depolama koşullarının bulunmaması, taşıma sırasında yaşanan sorunlar ve soğuk zincirdeki eksiklikler kayıpları artırabiliyor.

Bu nedenle yalnızca üretimi artırmaya odaklanmak yeterli değil. Üretilen ürünün kalitesini koruyarak pazara ulaştırmak da gıda sisteminin verimliliğini belirliyor.

Gıda kaybı ile gıda israfı aynı şey mi?

Gıda kaybı ve gıda israfı birbirine yakın kavramlar olsa da gıda zincirinin farklı aşamalarını ifade ediyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), hasat sonrasından perakende aşamasına kadar yaşanan azalmaları gıda kaybı olarak tanımlıyor. Bu kayıplar depolama, işleme ve taşıma süreçlerinde ortaya çıkabiliyor.

Gıda israfı ise perakende satış noktalarında, restoranlarda ve hanelerde yaşanıyor. Tüketilmeyen yemekler, ihtiyaçtan fazla satın alınan ürünler ve satışa sunulmasına rağmen çöpe giden gıdalar bu kapsamda değerlendiriliyor.

BM'nin 2026 değerlendirmesinde öne çıkan yüzde 13,3'lük oran, tüketici düzeyindeki israfı değil, perakende öncesindeki gıda kaybını ölçüyor. Bu ayrım, verilerin doğru yorumlanması açısından önemli.

Kaybolan gıdanın çevresel maliyeti

Bir ürün tüketiciye ulaşmadan kaybolduğunda, onu yetiştirmek için kullanılan kaynaklar da beklenen faydayı sağlamıyor. Tarımsal üretimde kullanılan su, gübre, enerji ve arazi bu maliyetin bir parçası.

Gıda kaybı, özellikle su kaynakları üzerindeki baskının yüksek olduğu bölgelerde daha önemli hâle geliyor. Hasat edilen ürünlerin bozulması veya taşınırken zarar görmesi, üretim için harcanan kaynakların verimsiz kullanılmasına neden oluyor.

İklim üzerindeki etki de göz ardı edilemiyor. UNEP'in 2024 Gıda İsrafı Endeksi Raporu, gıda kaybı ve israfının birlikte küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8 ila 10'undan sorumlu olduğunu belirtiyor. Bu oran yalnızca perakende öncesindeki kayıpları değil, tüketim aşamasındaki israfı da kapsıyor.

Gıda kayıpları nasıl azaltılabilir?

Gıda kaybını azaltmak için ürünlerin hasattan sonraki yolculuğuna odaklanmak gerekiyor. Uygun depolama alanları, soğuk zincir altyapısı ve daha verimli taşıma sistemleri özellikle çabuk bozulan ürünlerde fark yaratabiliyor.

Üreticilerin hasat sonrası teknolojilere erişimi de önemli. Ürünlerin doğru zamanda toplanması, uygun koşullarda sınıflandırılması ve pazara daha kısa sürede ulaştırılması kayıpların azaltılmasına yardımcı olabiliyor.

Bu adımların etkisi yalnızca üreticilerle sınırlı değil. Daha az ürünün kaybolması, mevcut tarımsal üretimden daha fazla yararlanılmasını sağlayabilir. Böylece gıda sisteminin ekonomik ve çevresel dayanıklılığı güçlenebilir.

2030 hedefine ne kadar yakınız?

Birleşmiş Milletlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan SKA 12.3, 2030 yılına kadar perakende ve tüketici düzeyindeki kişi başına gıda israfının yarıya indirilmesini hedefliyor. Aynı hedef, üretim ve tedarik zincirlerindeki gıda kayıplarının azaltılmasını da kapsıyor.

Ancak BM'nin 2026 değerlendirmesi, gıda kaybında 2015'ten bu yana belirgin bir ilerleme sağlanamadığını gösteriyor. Bu tablo, 2030 hedeflerine yaklaşmak için üretim sonrası süreçlerde daha etkili çözümlere ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor.

Gıda güvenliğinin geleceği yalnızca ne kadar üretildiğine bağlı değil. Üretilen gıdanın ne kadarının korunabildiği ve tüketiciye ulaşabildiği de giderek daha önemli bir gösterge hâline geliyor.

Kaynaklar:

• Birleşmiş Milletler, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Raporu 2026, Amaç 12.
• Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Gıda Kaybı Endeksi, 2023 verileri.
• Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Food Waste Index Report 2024.
• Birleşmiş Milletler, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 12.3.

Kaynak: Birleşmiş Milletler