Ünlü Modacı Bahar Korçan ile “Natürel” bir sohbet
“Aman allahım, nane ne kadar güzel bir aroma vermiş suya” diye küçük bir çığlık atıyorum içince. Ceren de deniyor. “Harika”.
“İçinde limon da var” diyor Bahar Korcan. “Her sabah koca sürahilerle hazırlıyoruz. İçine bolca limon dilimi ve taze nane atıyoruz. Gün boyu gidip gelip içiyoruz”
Bahar Korcan söyleşisi de bu tatta ilerliyor sonra. Berrak ve aromatik. Moda gibi tüketim odaklı bir sektörün nasıl daha çevreci olabileceğinden tutun da opera ve bale sahnesinde filizlenen son aşkına kadar öyle çok konuya giriyoruz ki, ünlü modacımız yetişmek zorunda olduğu doğum günü partisi için koşarak çıkmak zorunda kalıyor.
“Biraz daha fotoğraf çekmek isterseniz siz kalın diyor” bize. Kalıyoruz ve o güzel ruhun içinden taşan çizimlerin şiirleriyle kucaklaştığı duvarları görünce, mahrem bir alanda dolaşıyormuşuz izlenimine kapılarak deklanşörümüze çekinerek basıyoruz.
Şimdi elinizde bir yaprak naneli su ile Bahar Korcan’ın zihninde ve mekanında dolaşmaya ne dersiniz?
İlk çıkışınızdan, “Natürel” adlı koleksiyonunuzdan başlayalım isterseniz.
Evet, orası başlangıç noktası. Natürel’de, o dönemde bulabildiğim en natürel şeyleri kullanmıştım. Henüz bugünkü kadar natürel elyaf yoktu sektörde. Başlangıç noktası oydu ve ondan sonra da hep öyle oldu. Geriye baktığımda da ileriye de baktığımda benim markamın duruşu böyle. Çünkü benim hayattaki duruşum da o.
Moda dünyasında o güne kadar alışılandan farklı bir şey yapmışsınız anlaşılan bu koleksiyonda...
Moda aslında çok popüler bir kültüre ait. Tamamen tüketim toplumunun doğurduğu, çok çabuk tüketilen bir kanal. Çok da kirlendi. Ama aslında çok daha derin ve çok daha keyifli. O dönemde ‘natürel’ tema bile yoktu ortada. Bu koleksiyon sonraları birçok uluslararası moda çevresinde öncü koleksiyon olarak kabul edildi.
“İçinde limon da var” diyor Bahar Korcan. “Her sabah koca sürahilerle hazırlıyoruz. İçine bolca limon dilimi ve taze nane atıyoruz. Gün boyu gidip gelip içiyoruz”
Bahar Korcan söyleşisi de bu tatta ilerliyor sonra. Berrak ve aromatik. Moda gibi tüketim odaklı bir sektörün nasıl daha çevreci olabileceğinden tutun da opera ve bale sahnesinde filizlenen son aşkına kadar öyle çok konuya giriyoruz ki, ünlü modacımız yetişmek zorunda olduğu doğum günü partisi için koşarak çıkmak zorunda kalıyor.
“Biraz daha fotoğraf çekmek isterseniz siz kalın diyor” bize. Kalıyoruz ve o güzel ruhun içinden taşan çizimlerin şiirleriyle kucaklaştığı duvarları görünce, mahrem bir alanda dolaşıyormuşuz izlenimine kapılarak deklanşörümüze çekinerek basıyoruz.
Şimdi elinizde bir yaprak naneli su ile Bahar Korcan’ın zihninde ve mekanında dolaşmaya ne dersiniz?
İlk çıkışınızdan, “Natürel” adlı koleksiyonunuzdan başlayalım isterseniz.
Evet, orası başlangıç noktası. Natürel’de, o dönemde bulabildiğim en natürel şeyleri kullanmıştım. Henüz bugünkü kadar natürel elyaf yoktu sektörde. Başlangıç noktası oydu ve ondan sonra da hep öyle oldu. Geriye baktığımda da ileriye de baktığımda benim markamın duruşu böyle. Çünkü benim hayattaki duruşum da o.
Moda dünyasında o güne kadar alışılandan farklı bir şey yapmışsınız anlaşılan bu koleksiyonda...
Moda aslında çok popüler bir kültüre ait. Tamamen tüketim toplumunun doğurduğu, çok çabuk tüketilen bir kanal. Çok da kirlendi. Ama aslında çok daha derin ve çok daha keyifli. O dönemde ‘natürel’ tema bile yoktu ortada. Bu koleksiyon sonraları birçok uluslararası moda çevresinde öncü koleksiyon olarak kabul edildi.
Kaynak: Röportajlar