YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 25 Mart 2008

Su Savaşları Yaklaşırken Türkiye de Su Fakiri Oldu

  • Türkiye'de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 4 bin metreküpten, bin 430 metreküpe düştü. Dünya standartlarına göre bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için ise kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8 bin - 10 bin metreküp olmalı. Bu verilere göre Türkiye artık su fakiri.
        

    22.03.2008 Referans

    Felaket senaryolarının baş kahramanı artık ne yangın, ne deprem ne de kasırga... Dünyanın gündeminde uzun bir süredir su sorunu var. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20'si yani 1.4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksun, 2.3 milyar kişi de sağlıklı suya hasret. Tahminler 2025 yılından itibaren 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı ile yüz yüze geleceğini gösteriyor, tahminlere göre ise 2050'den sonra su savaşları yaşanacak.

    Dünya Su Günü artık "endişe" ifadeleriyle kutlanıyor. Su kaynakları kısıtlı, su tüketimi ise son 50 yılda çarpıcı bir şekilde artıyor. 1940'da dünyadaki toplam su tüketimi yılda yaklaşık bin kilometreküp (km3) iken bu miktar 1960'da iki katına çıktı, 1990'da da 4 bin 130 km3'e ulaştı. Dünyada kişi başına su tüketimi yılda ortalama 800 m3 civarında.

    Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre civarında. Afrika'da 67, Asya'da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika'da 184 litre olan bu dağılımdan Türkiye'nin payı ise kişi başına 111 litre. Bu da demek oluyor ki Türkiye çağdaş bir insanın yemesi içmesi, yıkanıp yıkaması için gereken kişi başı 150 litre sudan mahrum.

    Türkiye'de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 4 bin metreküpten bin 430 metreküpe düştü. Dünya standartlarına göre bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için ise kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8 bin-10 bin metreküp olmalı. Dolayısıyla Türkiye sanıldığının aksine su zengini olmadığı gibi neredeyse su fakirliği sınırında.

    Hatta 170 bin km akarsularına, 120 gölüne rağmen Türkiye, kişi başına düşen su ortalaması 2 bin m3 olan Irak'tan bile fakir. Devlet Su İşleri'nin (DSİ) 2005 yılı verilerine göre, Türkiye'de tüketilebilir tüm yüzey ve yeraltı suyu potansiyeli miktarı 98 milyar m3 yer üstü ve 14 milyar m3 yeraltı suyu olmak üzere toplam yıllık 112 milyar m3. Ancak 2030 yılında ülke nüfusunun 80 milyon olacağı ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının bin 100 metreküpe ineceği öngörülüyor. Bu tarihten sonrasında ise kuraklık yerini su savaşları senaryolarına bırakıyor. Bugün Devlet Su İşleri dahil tüm yetkili merciler 2050 ya da en geç 2100 yılında, Türkiye'nin çok ciddi bir su kriziyle mücadele etmesinin kaçınılmaz olduğunu savunuyor.

    Kayıp oranları çok yüksek

    Dünyadaki toplam su, yaklaşık yüzde 70'i tarım sektöründe sulama, yüzde 22'si sanayi ve yüzde 8'i içme ve kullanma amaçlı olarak tüketiliyor. Avrupa'da sektörler itibariyle su kullanımı yüzde 33 sulama, yüzde 51 sanayi, yüzde 16 içme ve kullanma amaçlı.

    Türkiye'de ise suyun yüzde 72'si tarım, yüzde 18'i evsel kullanımlarda ve yüzde 10'u da endüstride kullanılıyor. 2030 yılına kadar etkili arazilerin yüzde 75, evsel kullanımların yüzde 260 artacağı öngörülüyor. 2003 yılı itibariyle sanayide 4.3 milyar m3 su kullanıldığı hesaplanırken 2030'da bu rakamın katlanarak 22 milyar m3 düzeyinde olacağı tahmin ediliyor.

    Türkiye sahip olduğu arıtma tesisi sayısıyla da oldukça karamsar bir tablo çiziyor. Endüstriyel işletmelerde arıtma tesisine sahip işletmeler sadece yüzde 9.  Arıtma tesisi bulunmayan kuruluşlardan, özel sektörün oranı yüzde 16 iken, kamu sektörünün oranı yüzde 84. Organize sanayi bölgelerinden sadece yüzde 14'ünde arıtma tesisi bulunuyor. Turistik tesislerinin ise yüzde 81'inde arıtma tesisi var. 3215 belediyeden 141'nin belediyede kanalizasyon sistemi mevcut. Bunun da sadece 43 tanesinde arıtma tesisi bulunuyor. Bir başka ifade ile kanalizasyon sularının yüzde 98.67'si hiç arıtılmadan ırmaklara, göllere ve denizlere bırakılıyor. Endüstrinin ürettiği zehirli ve ağır metaller ihtiva eden atık suların sadece yüzde 22'si arıtılıyor.

     Bu yaz 2007'den daha kurak geçecek

    Türkiye 2007'de son 10 yılın en kurak dönemini yaşadı. Ankara'da günler süren su kesintileri insanları plastik bidonlara muhtaç bırakırken, İstanbul barajların dibinde kalan son damlaların hesabını yapıyordu. Yağışsız geçen bir yılın ardından yaz boyunca sadece büyük şehirlerde değil tüm ülkede benzer sahneler yaşandı. Sonbaharla beraber panik dindi. Geçen yıl yüzünü göstermeyen yağmur bulutları daha sık uğradı. Geçen yıla oranla artan yağışlar umut verse de ortaya çıkan tabloda boş barajlar, kurumuş topraklar aynıyla duruyor. Özellikle yanlış sulama teknikleri yüzünden su kaynaklarının yüzde 70'e yakınını tüketen Türkiye  geçen yıldan daha kurak bir yaza hazırlanıyor.

    Rakamlar gösteriyor ki 2007'de son damlasına kadar tüketilen barajlar hala boş. İSKİ'nin verilerine göre geçen şubat ayında yüzde 54'ü dolu olan barajlar bu yıl yüzde 30'da takılı kaldı. Yine İstanbul'da barajlara yağmurlarla gelen su miktarı da kuraklığa işaret ediyor. 2005'te 1 milyon metreküp yağış alan İstanbul, 2006'da 742 milyona, 2007'de ise 428 milyon metreküpe indi. Bu yılın ilk iki ayında elde edilen 157 milyon metreküplük su ise yazı kurtarmayacak gibi duruyor. Henüz yerel yönetimler ve bakanlıklar cephesinde bir önlem alınmış değil. Ancak susuzluk tehdidinden vaz geçmediği gibi şiddetini de artırıyor.

    Sulak alanların yarısı kurudu

    Son 40 yıl içinde sulak alanlarının yarısını kaybeden Türkiye için artık Amik Gölü, Alval Gölü, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış, Eşmekaya sazlıkları geçmişte kaldı. Beyşehir gölü, Tuz gölü, Akşehir-Eber Gölleri, Bafa Gölü, Eğridir Gölü, Kulu Gölü ve Sultansazlığı ise son demlerinde. Sadece Konya Havzası'ndaki 50 bin kuyudan yarısının kaçak olması yer altı sularının seviyesini her yıl 1-2 metre düşürüyor.

    Bu hoyrat tüketim karşısında bir de küresel ısınmayla beraber 2025 yılında yağışların yüzde 25 azalacak olması tehlike çanlarını çalıyor. Ancak hali hazırda Konya Havzası'nda yağışların yüzde 40-60 oranında azalmış olması endişe yaratsa da beraberinde bir önlem programı getirmiyor. Vahşi sulama, kaçak kuyular, bilinçsiz tüketim hala tam gaz devam ediyor.

    Damla damla göl dolduruyor

    Türkiye'de suların yüzde 75'ine yakını tarım alanında tüketiliyor. Tarımda suyun, yüzde 88'i ise "vahşi sulama" diye tabir edilen şekilde yani plansız sulama ile tüketiliyor. Dünyada salma sulama adı verilen bu tekniğe karşı geliştirilen yöntem damla sulama. Söz konusu yönteme göre tarlalara döşenen borularla bitkilerin köklerine ihtiyaçları olduğu kadar su damlatılıyor. Bu sayede bitki verilen suyun yüzde 98-99'unu kullanıyor ve salma sulamadaki yüzde 65'lik israftan kurtarıyor. Damla sulama kullanımı henüz Türkiye'de istenen seviyeye ulaşmadı. 2006'da 400 milyon metre döşenen sitemin en az yüzde 50 daha da artması için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı geçen yıl bir teşvik paketi çıkardı. Paket kapsamında faizsiz kredi seçeneği sunulmuş olsa da beklenen talep yakalanamadı.

    Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği (YAYED) Genel Sekreteri Serhat Salihoğlu da "Yağışlar gittikçe azalıyor. Özellikle İç Anadolu bölgesinde kuraklık görülmeye başlandı. Kullandığımız suların yaklaşık yüzde 70-75'i tarımda kullanılıyor. Tarımsal sulamada önemli bir yer tutuyor. Ancak tarımsal sulama yöntemlerimiz çok ilkel. Vahşi sulama yapıyoruz. Az suyla daha verimli sulama yapılabilir. Bunun planlanması gerekiyor" diyor. Türkiye'de bulunan yaklaşık 26 ana su havzasının iyi korunmasına da işaret eden Serhat Salihoğlu, "Bu havzaların koruma mevzuatına uygun olarak korunması gerekli" diyor.

    Sanayici yine hazırlıksız

    2006 Aralık ayında Kocaeli'nde baş gösteren susuzluk 4 bin işletmenin bulunduğu 13 organize sanayi bölgesini kasıp kavurdu. Bir hafta boyunca üretimi durdurmak zorunda kalan firmalar susuzluğun bedelini ağır ödedi. Bu yıl sorun çapını büyütse de sanayici yaşadığı sıkıntıdan ders almış görünmüyor. Sanayi Bölgeleri içinde afişlerle uyarılar yapılsa da somut bir önlem alınmış, tasarruf yatırımları yapılmış değil. Türkiye'nin su kaynaklarının yüzde 10'unu kullanan sanayiciler gelecekte sıkıntının önlenmesi için teknolojik yatırımlar gerektiğini ancak bunun için de desteğe ihtiyaçları olduğunu söylüyor.

    Geçen yıl büyük sorun yaşadıklarını dile getiren İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Hilmi Uğurtaş, "Bu yıl daha zorlu bir dönem bekliyor ancak özel bir kampanya yapmadık" diyor. OSB olarak kullandıkları suyun yalnızca yüzde 30'unu kendi kaynaklarından sağladıklarını anlatan Uğurtaş, geri kalanını Büyükşehir Belediyesi'nden karşıladıklarını, dolayısıyla da şehirde yaşanan kesintilerin doğrudan üretimi vurduğunu söylüyor. "Bizim gibi çok su kullanan firmaların, özellikle de tekstilcilerin önlem alması gerek" diyen Uğurtaş, yaza kalmadan çeşitli projeleri değerlendireceklerini ifade ediyor.

    Ülkelere göre su miktarı

    Ülke - Kıta ortalaması            Kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı (yıllık) 

    Suriye                                            1.200 m3 
    Lübnan                                         1.300 m3 
    Türkiye                                          1.430 m3 
    Irak                                                2.020 m3 
    Asya                                              3.000 m3 
    Batı Avrupa                                  5.000 m3 
    Afrika.                                           7.000 m3 
    Güney Amerika                          23.000 m3 
    Dünya                                          7.600 m3 

    Türkiye'de su plansız kullanılıyor

    - Tarımsal sulamanın yaklaşık  yüzde 88'i vahşi sulama ile yapılıyor.
    - Kentsel kullanımda kaçak ve kayıpların oranı  yüzde 40-60.
    - Bir litre atık su, sekiz litre tatlı suyu kirletiyor.
    - Belediyelerin sadece  yüzde 10'unda arıtma tesisi var.
    -  Son 40 yılda 1.3 milyon hektar sulak alan ekolojik ve ekonomik işlevini yitirdi.

    Şişeleme su pazarı
    Türkiye'de yüzde 20 büyüyor

    Su kaynakları azaldıkça içme suyu fiyatları da yükseliyor. Özellikle kaynakların kirlenmesiyle beraber yükselişe geçen şişe su pazarı da geleceğin en büyük sektörleri arasında gösteriliyor. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte bir suyun içilebilmesi için 70 ile 350 arasında bir işlemden geçmesi gerekiyor. 2001 yılında Dünya Doğayı Koruma Vakfı tarafından yapılan araştırmaya göre  şişe suyu pazarı yılda 22 milyar dolara ulaşmış durumda.Yılın 89 milyar litre suyun şişeleniyor. En fazla şişe suyu tüketimi yüzde 85 ile Batı Avrupa'da gerçekleşiyor. Dünya şişe suyu tüketimi her yıl yüzde yedi artarken, Türkiye'de ise yüzde 20 büyüyor.   

    Dünyanın su sorunu masaya yatırılıyor
    5. Dünya Su Forumu 2009'da İstanbul'da toplanıyor

    Dünya Su Konseyi tarafından her üç yılda bir farklı ülkelerde düzenlenen Dünya Su Forumu'na 2009'da İstanbul ev sahipliği yapacak. Su sorunlarına çözüm bulmak için, değişik çevrelerden insanları bir araya getiren platform su konusunu Bakanlar Konferansı aracılığıyla siyasi gündemin üst sıralarına taşıyacak. 5. Dünya Su Forumu'nun ana teması ise, "Su İçin Farklılıkların Birleştirilmesi." Kıtaları ve kültürleri birleştiren İstanbul, bu temayla dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan su sorunlarının çözümünde birleştirici ve uzlaştırıcı bir rol oynayacak. 5. Dünya Su Forumu çatısı altında 'Bakanlar Konferansı', ‘Yerel İdareler Konferansı', 'Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi' yapılması planlanıyor. Bu konferanslara 200 ülke bakanı, Mega Şehirler Belediye Başkanları ve ilk defa 15 devlet başkanının da katılması bekleniyor. Böylece, konferanslar sonucunda su ve çevresel konuları içeren ortak bir deklarasyon olan 'İstanbul Konsensusu' imzalanması hedefleniyor.

    Dünya Su Günü

    Birleşmiş Milletler Genel Asamblesi tarafından 1993'te başlatılan Dünya Su Günü, küresel su sorununu hafızalarda taze tutmayı amaçlıyor. İçme suyu ile ilgili problemlerin dile getirildiği ve gelişen nüfusa bağlı olarak su yapılarının ele alındığı 22 Mart'ta dünya çapında eylemler yapılıyor.

    http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=93018&KOS_KOD=33

        

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu