YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 16 Eylül 2019

2019 Dünya Risk Raporu suya dikkat çekiyor

  • 12 Eylül tarihinde Almanya’da yayınlanan 2019 Dünya Risk Raporunda, su kıtlığı yaşayan ülkelerin doğal felaketler karşısında daha dayanıksız olduğu belirtiliyor.

    Dünyanın küresel ısınmanın etkilerini giderek daha fazla hissettiği son yıllarda, kuraklık, temiz suya ulaşım ve var olan suyun dağıtımı en kritik sıkıntılar olarak sıralanıyor. 12 Eylül’de yayınlanan 2019 Dünya Risk Raporu kuraklık ve temiz suya erişim konusunda sıkıntı yaşayan ülkelerin, olası doğal felaketler karşısında da en zayıf ülkeler olduğu ortaya konuyor.

    Çeşitli yardım örgütlerini bünyesinde barındıran "Kalkınma Yardım Eder" adlı birlik ile Bochum Ruhr Üniversitesi'ne bağlı Barışı Güvence Altına Alma ve İnsani Uluslararası Hukuk Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda, 180 ülkenin felaket riskleri, doğal afetler ve toplumların bu felaketlere dayanma gücü analiz ediliyor.

     

    Su güvenliği

    2019 Dünya Risk Raporu’nda temiz suya erişim ve suyun yarattığı tehlikeler “Su Güvenliği” başlığı altında ele alınıyor. Su ile ilgili tek sorunun yetersizlik olmadığının altı çizilen raporda, su sorunlarının sadece kuraklık olan ülkeleri değil, tüm dünyayı ilgilendirdiği belirtiliyor.

    Batı Afrika, Somali, Etiyopya, Cibuti ve Eritre'yi kapsayan ve "Afrika Boynuzu" adı verilen bölge kuraklıkla on yıllardır mücadele eder durumda. Bu bölgede, suya erişim ve dağıtım uygulamalarının verdiği alarm, gelecekte yaşanma olasılığı olan doğal afetlerin ve silahlı çatışma süreçlerinin sonrasında çok daha hayati bir boyuta taşınabilir.

    Risk altındaki bölgeler

    2019 Dünya Risk Raporu’na göre, dünyada felaket riskinin en yüksek olduğu yerler, Büyük Okyanus'taki adalar ile Yeni Zelanda, Avustralya ve Papua Yeni Gine'yi kapsayan Okyanusya bölgesi, Güneydoğu Asya, Orta Amerika ve Batı ile Orta Afrika.

    Ülkeler bazında ele alındığında olası doğal felaketler Vanuatu, Antigua ve Barbuda ile Tonga’da etkisini göstermesi bekleniyor. Risk altındaki ülkelerin ilk 15’ininnin ada devletleri olması raporun öne çıkan sonuçlarından birini oluşturuyor. Tüm bu ada devletlerinde, deniz seviyesinin yükselmesi durumunda yaşanacak su baskınlarının yanı sıra, kasırga ve deprem riski de potansiyel riskler arasında sıralanıyor. 

    Toplumsal gelişim dayanıklılık getiriyor.

    Rapora göre, felaket risklerinin en az olduğu ülke Katar. 180 ülkenin analiz edildiği raporda, raporun kaynak ülkesi olan Almanya 163. sırayı alıyor. Gelecekte yaşanma olasılığı olan felaketlerden en çok etkilenecek kırılgan toplumlar sıralamasında Orta Afrika Cumhuriyeti başta yer alıyor. Onu, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Eritre izliyor.

    Rapor, olası felaketlerin bazı ülkeler için büyük bir risk oluşturmadığını da gözler önüne koyuyor. Örnek olarak ele alınan Hollanda, deniz yükselmesi ihtimalinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olmasına rağmen, toplumsal dayanıklılık sayesinde risk altındaki ülkeler arasında 77. sırada yer alıyor. Hollanda, her alandaki sürdürülebilirlik faaliyetleri konusunda en çok yatırım yapan ülkelerden biri olarak risk sıralamasındaki yerini böylece düşürmüş oluyor.

    Koordineli bir çalışma şart

    Rapor, Paris İklim Zirvesi'nde kararlaştırılan hedeflerin hayata geçirilmesini çok önemli bir çıkış noktası olarak gösteriyor. Felaketlerden etkilenme oranı ve toplumsal dayanıklılık ilişkisine dikkat çekilerek, ulusal ve uluslararası önlemlerin koordineli bir biçimde ele alınması gerektiği belirtiliyor.