YUKARI

Sergiler

Eklenme Tarihi: 12 Aralık 2008
Haldizen Dağları

Haldizen Dağları

  • Trabzon Tenis Dağcılık Kayak Kulübü Dağcılık Şenliği’ni yapacak bir kamp alanı bulmak ve Haldizen Dağları’nın en yüksek tepesi olan Demirkapı Zirvesi’nin rota keşfini yapmak için 3 arkadaş sıcak ve nemli bir Trabzon sabahı yola çıktık.

    Yazı ve Fotoğraflar: Erhan Terzi
    Trabzon Tenis Dağcılık Kayak Kulübü (TEDAK)

    Haldizen Dağları Doğu Karadeniz’de Kaçkar Dağları’nın ardından en yüksek dağ silsilesini oluşturuyor. Dağın 3000 metreden yüksek 10 kadar zirvesi var. Başlıca zirveleri Demirkapı, Akdağ, Ziyaret Tepe, Karakaya, Kayışkıran Tepesi. Trabzon sınırları içerisinde, Uzungöl Tabiat Parkı’nın 15 km güneyinde doğu-batı yönünde 10 km’ ye varan genişliği ile aynı zamanda Trabzon – Rize, Trabzon – Bayburt sınırını oluşturuyor.

    Yol boyu peşimizi bırakmayan nemli hava Of Deresi’ne döndükten sonra azalır gibi oldu. Çaykara’ya ulaştığımızda artık nemden geriye bir şey kalmamış, deniz kenarında terden yapış yapış olan eklemlerimiz rahatlamıştı. Hemen bir Uzungöl minibüsüne atlayıp, yaklaşık 20 kilometre sonra göle ulaştık.

    Kitlesel turizmden kaldıramayacağı kadar pay almak zorunda bırakılan Uzungöl, denizden yaklaşık 1100 metre yükseklikte yer alıyor. Gölün etrafında yüzlerce turist, geldikleri yerlerdeki sıcağı unutup serin havanın keyfini sürüyorlar. Karadeniz üzerinde ısınan hava deniz meltemi ile yukarılara itiliyor ve öğleden sonraları 1000 metrenin üzerindeki yüksekliklerde sis egemen oluyor.
    Kalabalığı burada bırakarak bir köy minibüsüne atladık. 15 km güneydeki son yerleşim yerine, Demirkapı köyüne gidiyoruz. Toprak yoldan köye ulaşmak 1 saat alıyor. Haritadan baktığımızda Haldizen Dağları’nın en yüksek zirvesi güneydoğuda. Köyün bulunduğu vadiden devam edilirse Soğanlı Geçidi’nden Bayburt’a ulaşılıyor. Mayıs sonu gibi açılan geçit yaklaşık 2500 metre yüksekliğinde.

  • Tektonik oluşumlu Haldizen Dağları'nda 20’ye yakın buzul gölü var. Özellikle Uzungöl’den güneye doğru son köy olan Demirkapı köyünün 5 km güneyindeki Balıklı ve Aygır gölleri insanların sıkça ziyaret ettiği göllerden. Demirkapı köyünün doğusundaki Büyük Yayladan 1 saatlik yürüyüşle ulaşılan düzlükten başlayan göllerse 3000m’ye kadar ulaşıyor. Bu bölge Yedi Göller olarak adlandırılmış. Dubalı Göl, Kaz Gölü, Karagöl, Pir Emir Gölü, İkiz göller birbiri ardına sıralanmış ve basamaklar halinde dağların üzerine yayılıyorlar.

    Haldizen Dağları flora ve fauna açısından zengin bir doğal yapıya sahip. Uzungöl’ün de üzerinde bulunduğu Haldizen Dağları’nda bugüne kadar 157 adet bitki türü tespit edilmiş. Bunlardan bazıları; kayın, sakallı kızılağaç, Anadolu kestanesi doğu ladini, Doğu Karadeniz göknarı, ceviz, Doğu Karadeniz akçaağacı, karaağacı, meşe ve fındıktır.

    Halidizen Dağları’nda, alpin kuşaktan aşağıdaki ormanlarda 20 memeli, 151 kuş türü yaşadığı biliniyor. Bugüne kadar görülen memeli türler arasında karaca, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, çakal, tilki, porsuk, alaca kokarca, gelincik, ağaç sansarı, tavşan, sincap, kirpi, cüce yarasa sayılabilir. Kaya kartalı, boz kaz, yeşilbaş ördek, şahin, uludoğan, delice doğan, kızıl akbaba, turna, su karatavuğu ise Haldizen Dağları’nda görülen kuşlar arasında.Ayrıca alabalıklar üremek için Haldizen Deresi'nden yukarı çıkarak 2500 m'lere yumurtalarını bırakıyorlar.

    Temmuz olmasına rağmen sis kaynaklı soğukluğu iliklerimizde hissederek polar montlarımızı giyiyoruz. Vadinin karşısında Büyük Yayla var. Oraya yürüyoruz. Yaylada yaşayanların çoğunlukla sis nedeniyle evlerinde oturuyorlar; fakat birkaç ufaklık her türlü hava şartında oynamaya istekli görünüyor. 8 yaşındaki Ali yanımıza geliyor, dedesi de arkasından. İbrahim Amca bizi evine davet ediyor. Biz daha oturmadan bal, yayla peyniri, yayla ekmeği hazırlanmış bile.

  • Tanışma faslından sonra, İbrahim Amca 3 sırt çantalının bu sisli havada hangi amaçla orada olduğunu soruyor. Durumu anlatıyoruz. Yaylanın arkasından yürümeye devam ettiğimiz takdirde 1 saat sonra geniş bir düzlüğe ulaşabileceğimiz ve orada kamp kurabileceğimizi söylüyor. Havanın bir haftadan beri kapalı olduğu bilgisini aldıktan sonra yayladan ayrıldık.

    Hakikaten 1 saat sonra İbrahim Amca’nın bahsettiği geniş düzlüğe ulaştık. Yoğun sis nedeyile önce şüphe etmekle birlikte yükselerek ulaştığımız bu alanın düz oluşundan tarif edilen yere ulaştığımızı anlıyoruz. Bizi hiç yalnız bırakmayan Haldizen Deresiyse eğim azaldığından sakin akıyor buralarda. Alpin çayırlar da görülmeye başladı. Otların boyu kimi yerde belimize kadar ulaşıyor. Haziran-Temmuz aylarında geniş düzlükte sulak alanlar oluşuyor; eriyen kar sularının oluşturduğu küçük derecikler menderesler oluşturuyor.

    Demirkapı köyünde görülen son ağaçlardan sonra, 2200 m.’den başlayan Büyük Yayla’dan itibaren çayırlar görülüyor. Bu bölgenin doğasının karşı karıya oldu bazı tehditler var. bunların başlıcalarını şöyle sırlayabiliriz:
    • Kaçak balık ve keçi avlanması
    • Yeni yeni başlayan kitlesel turizm aktiviteleri
    • Son birkaç yıldır yapılan helski
    • Haldizen Dağları’nın batı ucunun olduğu Şekersu Yaylasından geçerek Rize’ye gaz taşıyan gaz boru hattını döşemek için kazılan kanallar. Bu kanallar kapatıldı ancak toprak dışarıda kaldı. Açıkta kalan toprak rüzgârda savruluyor ve üzerinde çiçek, ot büyüyemiyor.

  • Dağların haşmetini göremeden çadır kurup yatıyoruz. Sabah ilk uyanan ben oldum. Hemen çadırdan dışarı kafamı uzatıyorum. Dağların zirvelerini görebilmek için boynumu bayağı yukarı kaldırmam gerekiyor. Çadırdan çıktık, kahvaltı yaptık. Gün doğumundan itibaren öten dağ horozunu görmek tabiî ki çok zor fakat sesi kulağa çok hoş geliyor.

    Burada hava berrak, aşağılar sisli. Sanki bulut denizinin üzerinde bir teknedeyiz. Daha yukarılara doğru yürüyüşle, sırasıyla Dubalı Göl, Pir Ömer Gölü, Kaz Gölü ve İkiz Gölleri geride bıraktık.

    Haldizen Dağları’na bahar daha yeni gelmiş. Yer yer kar kürtüklerini geçiyoruz. Göllerin üzerinde yüzen buz parçaları ve göl etrafındaki yabani soğanlar, dağ ballı babaları, çiğdemler rengarenk bir manzara sunuyor.

    Zirveye ulaşmak zor oldu ama işte en sonunda 3376 metreden 360 derecelik bir manzara ayağımızın altında! Sisi delip zirvesini güneşe gösterebilen bir tepe manzarayı daha da dramatik hale getiriyor. Aşağılarda sıcaktan kavrulan insanlar olduğunu düşündükçe daha sıkı nefes alıyoruz çünkü zirvede geçen her saniye değerli.

    Dönüş bir dağcının hiç olmamasını istediği bir şeydir ama her zaman dönmek zorundadır. Farklı bir kulvardan kamp yerine ve ardından hiç istemediğim şehre geri dönüyorum. Şehirde geçen ilk gecemde, rüyamda Haldizen Dağları’na tekrar gidiyorum. Uyanmak istemiyorum ama uyanmak zorundayım…