YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 15 Ağustos 2017

Doğadan ilham alan 10 tasarım

  • Doğadan ilham alan tasarımlar daha verimli ve sürdürülebilir teknolojik çözümlere dönüşüyor. Enerjiden ulaşıma, mimariden sağlığa kadar geniş bir alana yayılan biyomimikri örneklerini sizin için derledik.

    Sürdürülebilir çözümler için “doğadan ilham alan inovasyon” olarak da tanımlanan biyomimikrinin temeli, doğanın uzun yıllar içinde karşılaştığı sorunları çözerek dönüştüğüne dayanıyor. Doğadaki mühendisler daha güvenli yuvalar, daha verimli enerji tüketimi ve daha pratik ulaşım için çözümler geliştirdiğine göre, bize bu çözümleri inceleyip geliştireceğimiz ürün ve süreçlere adapte etmek kalıyor.

    1. Günebakan güneş panelleri

    Ayçiçeğine bazı bölgelerde günebakan ya da gündöndü denmesi boşuna değil. Ayçiçekleri güneşten nasıl faydalanacaklarını iyi biliyor, gün boyunca enerji kaynakları güneşi takip ediyor.

    Daha verimli çalışmak için güneşi takip eden, güneşe göre açı değiştiren panellerin sayısı da her geçen gün artıyor. Klasik yatay panellere ek olarak, güneş doğarken yapraklarını açan ve güneş batarken yapraklarını kapatan, enerjisini gövdesinde depolayan, çiçeğe benzer tasarımlı taşınabilir örnekler bile son dönemde karşımıza çıkıyor.

    2. Kambur balina yüzgecinden rüzgar gülüne

    Daha verimli rüzgar güllerinin anahtarı, denizin derinliklerinde olabilir. Devasa cüsselerine rağmen son derece seri hareket eden kambur balinaların sırrının, tırtıklı yüzgeçlerinde saklı olduğunu keşfeden araştırmacılar, bu yapıyı rüzgar güllerine adapte ediyor. Tırtıklı kanatlara sahip yeni nesil rüzgar gülleri, daha verimli ve daha sessiz çalışıyor.

    3. Balık sürülerini örnek alan rüzgar türbinleri

    Balıklar sadece türbinlerin değil, rüzgar gülü tarlalarının tasarımına de yeni bir bakış açısı getiriyor. Sürüyle yüzen balıklar, tekrar eden ve çok değişmeyen belli kalıplara göre hareket ediyorlar. Böylece hem daha etkin şekilde yolculuk yapıyor hem de enerjiden tasarruf ediyorlar. Sürülerin kullandığı elmas formundaki hareket örnek alınarak, rüzgar gülleri birbirine daha yakın şekilde kurulabiliyor. Böylece hem arazi kaybı yaşanmıyor hem de aynı alanda daha fazla enerji elde ediliyor.

    4. Rüzgarda salınan yapraklardan gelen enerji

    Rüzgar enerjisinin tek ilham kaynağı denizler değil. Kavak ağacının dal ve yaprakları örnek alınarak geliştirilen yeni bir cihaz, yapay yaprakları rüzgarda salındıkça enerji üretiyor. Özel bir plastik materyalden üretilen yaprakların içindeki şeritler, rüzgarın yardımıyla hareket ettikçe elektrik oluşmasını sağlıyor. Tasarımda kavak ağaçlarının örnek alınmasının temelinde, kavak yapraklarındaki sapların yassı olması yatıyor. Bu yassı saplar, yaprakların daha düzenli şekilde salınmasını sağlıyor. Düzenli şekilde salınan yapraklar ise enerji üretimini optimize ediyor.

    5. Yosundan türbinler

    Sadece güneş ve rüzgar değil, suyun gücüyle enerji üretenler de doğayı inceliyor. Deniz yosunlarının su içindeki salınımları, hidroelektrik üretiminde kullanılan türbinleri dönüştürüyor. Yosunların kök yapılarına ve akıntıyla uyumlu hareketlerine göre tasarlanan türbinler daha uygun maliyetli ve doğa dostu tasarımlarıyla öne çıkıyor.

    6. A+++ enerji sınıfı termit yuvaları


    Doğanın mucize inşaatçıları olan termitler, kule şeklindeki dev yuvalarıyla tanınıyor. Termit yuvalardaki sıcaklık, dışarıdaki hava ne olursa olsun, 30 derecede kalıyor. Çünkü yuvalar güneşten doğru faydalanacak şekilde kuruluyor ve içerideki hava akımı sayesinde sıcaklık korunuyor. Yuvanın kalın duvarları izolasyon işlevi görürken, gözenekler aracılığıyla hava arıtılıyor. Bu yuvalardan ilham alarak tasarlanan binalar, geceleyin depoladıkları soğuk havayı gündüz bina içinde kullanarak %90’a varan oranda enerji tasarrufu yapabiliyor. 

    7. Sessiz ve hızlı yalıçapkını

    Ulaşım araçları tasarlanırken en hızlı hayvanların hareket tarzlarına göz atmak hiç de fena fikir değil. Japonya’nın en hızlı treni Shinkansen, 320 km/saatlik hızıyla tanınıyor fakat bu hızın getirdiği bir de dezavantaj var: Aşırı yüksek ses. Bu gürültünün önüne geçmek için yapılan çalışmalarda, havadan suya doğru son derece sessiz ve hızlı hareket eden yalıçapkını inceleniyor. Trenin özellikle ön kısmı tasarlanırken yalıçapkınının gagası inceleniyor. Sonuç mu? Hızlı trenlerde görülen yüksek ses sorunu önemli ölçüde engelleniyor. Üstelik tren %15 elektrik tasarrufuyla %10 daha hızlı gidiyor. 

    8. Yunuslardan erken uyarı sistemi


    Okyanusların sevimli kahramanı yunusların iletişime bu kadar açık kabul edilmelerinin tek sebebi güler yüzleri değil. Yunuslar 25 km içindeki sesleri sadece duymuyor, aynı zamanda tanıyabiliyor. Yunusların frekans düzenleme konusundaki bu yetenekleri, denizin altındaki ses ve hareketler hakkında bir veri akışı sağlayan sisteme ilham oluyor. Sistemin amacı ise bu verileri kullanarak tsunami için bir erken uyarı sistemi oluşturmak.

    9. Sinek ısırığı tıbbın hizmetinde


    Sivrisineklerden hoşlanmayabiliriz ama bir konuda haklarını teslim etmemiz gerekiyor: Sivrisineklerin bizi ısırdıklarını ancak kaşınmaya başlayınca anlayabiliyoruz. Isırırken canımızı yakmıyorlar. Bu konforu sivrisineklerin şefkat ve empati hislerine değil, ağız yapılarına borçluyuz. İşte bu ağız yapısını inceleyen araştırmacılar, acı vermeden hızla yapılabilen iğneler geliştiriyor. Tıpkı sivrisinek ısırığı gibi…

    10. Doğadan tekstile


    Biyomimikri konusunda inceleyeceğimiz son başlık, en popüler ve bilinen örneklerden biri: Cırt cırt bantlar. 
    Cırt cırt bantları bilir misiniz? Hani şu ayakkabılarımızda, montlarımızda kullanılan bantlar. Bir tarafı sert, diğer tarafı yumuşak… İşte bu bantların çok ilginç bir hikayesi var. 

    Köpeğiyle gezintiye çıkan İsviçreli elektrik mühendisi George de Mestral, eve döndüğünde köpeğinin bacaklarına takılan dulavratotlarını görüyor ve merak edip incelemeye başlıyor. Otları ayıklayıp mikroskobunda inceleyen de Mestral, ilginç bir durumla karşılaşıyor: Otların ucunda minik kancalar var. İşte bu minik kancalar, otun yüzeye tutunmasını sağlıyor. Otun bu özelliğini kullanarak ürün geliştirme çalışmalarına başlayan de Mestral, velvet’in (kadife) “Vel” hecesini ve Crochet’nin (kanca) “Cro” harflerini alarak ürününe Vel-Cro adını veriyor.