YUKARI

Sergiler

Eklenme Tarihi: 24 Ekim 2007

Acarlar Longozu

  • Bir orman düşünün, bildiğiniz dişbudak, kızılağaç, karaağaç ve söğütlerden oluşuyor. Ama kökleri her mevsim suyun içinde, göğe bakan dallarında irili ufaklı kuşlar ötüşüyor. Bir göl düşünün, içinde yüce ağaçlar yükseliyor. Aralarında kadife ördekler, elmabaş patkalar, bahriler geziyor.


    Doç. Dr. Barbaros Gönençgil
    Ceren Üzel Gürbüz
    Fotograflar: Aykut Ince

    Burası bir subasar orman, Acarlar Gölü Subasar Ormanı. Göl tabanının yoğun bir ormanla kaplı olduğu, dünyada ender rastlanan bir doğal oluşum. Daha bilimsel bir açıklamayla, subasar orman “yılın belli dönemlerinde veya yıl boyunca taban suyunun yüksek olmasına bağlı olarak bataklık ve göllerde oluşan orman”. Su basar ormana “longoz” da deniyor.

    Acarlar Gölü Subasar (Longoz) Ormanı Adapazarı ilinin sınırları içinde; Sakarya Nehri’nin Karadeniz’e döküldüğü yerin yaklaşık 6 km. batısında yer alıyor. Doğusu Karasu, batısı ise Kaynarca ilçelerinin sınırları içinde kalan Acarlar, 23 km2’lik büyüklüğüyle Türkiye’nin tek parça halindeki en büyük subasar ormanı. Güneybatıdan Kaynarca (Yırtmaç) Deresi, güneyden Kancalar (Terzioğlu) Deresi ile bunlara bağlanan küçük kollardan beslenen Longozun su seviyesi yağışa ve mevsim şartlarına göre yıl içinde 1 m ile 5 m arasında değişiyor.göl alanının en dar yer 250 m, en geniş yeriyse 1.250m’yi buluyor. Longozun fazla sularıysa doğudan Okçudere kanalıyla Sakarya Nehri’nin ağız kesimine boşalıyor.

    Acarlar Longozu, orman ve sulakalan ekosistemlerinin tüm özelliklerinin iç içe geçmesi nedeniyle flora ve fauna açısından zengin bir alan. Nemli iklim şartları nedeniyle hem orman hem de orman altı bitki örtüsü çok çeşitlilik gösteriyor burada. Hakim ağaç türü dişbudak olmakla birlikte, kızılağaç ve karaağaç da yoğun olarak görülüyor. Ne şans! Su içinde yetişen zarif bir bitki olan su menekşesini Türkiye de işte yalnızca Acarlar Longozu ve çevresindeki birkaç sulak alanda görebilirsiniz. Gene ülkemizin nadir su bitkilerinden göl soğanı ve bataklık eğreltisi bu alanda yetişiyor. Bunların dışında su küpesi, sarı nilüfer, beyaz nilüfer, su keneviri alanda görülen türler arasında. Acarlar Longozu ile Karadeniz kıyısı arasındaki kumullarda ise zambak ve sütleğen türleri, peygamber çiçeği, katırtırnağı ve kum sazı görülüyor. Ayrıca kuzey kıyılarında boyları 3-4 m’yi aşmayan ve yabani bir çalı türü olan böğürtlenler yer alıyor. Acarlar Longozu, Sakarya Nehir ağzından batıya doğru 26 km uzanan ve kumul, bataklık, açık su ve subasar orman habitatlarının bir mozaiğini içeren Kefken-Karasu Kıyıları Önemli Bitki Alanı (ÖBA) sınırları içinde kalıyor. (Özhatay & Byfield& Atay, 2005:69)

  • Acarlar Longozu kuşlar için de vazgeçilmez bir alan. Anadolu’nun üzerinden geçen iki önemli göç yolundan birisinin üzerinde bulunması nedeniyle Longoz’da yıl boyunca 200’e yakın kuş türü ya konaklıyor ya da kuluçkaya yatıyor. Kuş uzmanlarının yaptığı gözleme göre yerli, yaz göçmeni, kış göçmeni ve geçit yapan birçok kuş türü Acarlar Longozu’nda barınma, saklanma, üreme ve beslenme imkanı buluyor. Bu kuş türleri arasında alaca balıkçıl, kaşıkçı, çeltikçi, karabatak, dalgıç türleri, bahri, elmabaş pakta, altıngöz, kadife ördek, deniz ve balık kartalları görülüyor. Acarlar Longozu bu özelliği ile Önemli Kuş Alanı (ÖKA) statüsünde olup Sakarya Deltası Önemli Kuş Alanı sınırları içinde kalıyor.

    Acarlar Gölü Subasar Ormanı aynı zamanda çeşitli tavşan, tilki, çakal, yaban domuzu gibi memeli türlerine de ev sahipliği yapıyor. Gölde ise sazan, yayın, yılan balığı, kızılkanat, turna, kefal gibi balık türleri yaşıyor.

    Bütün bu eşsiz güzellikleri Acarlar Gölü Subasar Ormanı’nın 1976 yılında Av Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, 1998 yılında 1. Derce Doğal Sit Alanı olarak ilan edilmesine neden olmuş. Ancak soru şu ki, bu koruma statüleri yıllar içinde bu benzersiz güzellikteki doğal alanı korumaya ne kadar yetti?

    Son günlerde herkesin korkulu rüyası olan iklim değişikliği ve küresel ısınma Türkiye’nin tüm su kaynakları ve sulak alanlarını olduğu gibi Acarlar Longozu’nu da tehdit ediyor. Ancak Acarlar Longozu’na yönelik tehditlerin çok daha önce başladığını söylemek gerek. 160-70’lerde tarım alanları yaratmak amacıyla birer birer sulak alanlar kurutulmaya başlaması sonucunda bugün artık Acarlar Longozu’nun %40 oranından küçülmüş olduğunu görüyoruz. Tarımsal amaçlı arazi açılması ve yakacak temini için kaçak ağaç kesimleri, kaçak avcılık, suyun evsel ve tarımsal atıklarla kirlenmesi de Acarlar Longuzu’nun karşı karşıya kaldığı diğer başlıca sorunlar. Bu sorunlar bölgenin canlılarını da olumsuz etkiliyor. Öyle ki yörenin yaşlıları 40–50 yıl öncesinde geyiklerin yaşadığı longozda bugün gördükleri çakalları bile hayretle karşılıyorlar.

  • Korumak İçin
    Karşılaşılan bu sorunlara karşı son 10 yıldır alanda çeşitli koruma çalışmaları yürütülüyor. İlk olarak Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu’nun (TÜRÇEK) hazırladığı raporla Acarlar Gölü Subasar Ormanı’nın 1998 yılında 1.Derece Doğal (Tabii) Sit ilan ediliyor. Daha sonra 2004-2007 yılları arasında alanda TÜRÇEK tarafından, alanı tehdit eden çevresel problemleri ortaya koymak, sahanın sürdürülebilir kullanımı için kriterler oluşturmak ve yöre halkının bu alanla ilgili bilinç düzeyini arttırmak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüldü. Bu çerçevede verilen eğitimler ve görüşmelerle 7’den 70’e yöre halkına alanın çevresel özellikleri, önemi anlatıldı; halkın ve yerel yönetimlerin dikkati bu tabiat güzelliğine çekilerek üzerinde yaşadıkları hazinenin değerini fark etmeleri sağlandı. Daha sonra yöre halkıyla el ele verilerek Longoz’un hemen kıyısındaki Karamüezzinler Köyü’nde atıl durumda bulunan okul binası onarıldı ve Acarlar Doğa Eğitimi Merkezi olarak açıldı.

    Ayrıca Longoz, T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yürütme Projesi’nin (GEF II) yaygınlaştırma alanı seçilerek, Dünya Bankası’nın desteğini de kazandı. Şu an halen Bakanlık tarafından bölgede çalışmalar yürütülüyor. Bu destek özellikle alanın tanıtılması ve koruma-kullanma dengesinin kurulması çalışmaları açısından önem taşıyor. Ancak kaybolan çevresel değerlerin yerine getirilmesi ve bu güne kadar elde edilen kazanımların da kaybedilmemesi için sürekli çalışmaya ve desteği ihtiyaç vardır.

    * Bu yazı ilk olarak Skylife Dergisi Nisan 2007 sayısı için hazırlanmıştır. (http://www.thy.com/tr-TR/corporate/skylife/article.aspx?mkl=354) Burada bazı bilgiler yenilenmiştir.