YUKARI

Sergiler

Eklenme Tarihi: 10 Mayıs 2009

Büyükada Deyince…

  • ‘İstanbul deyince aklıma Adalar gelir’ der bir şiirinde Bedri Rahmi Eyüboğlu. Adaların en büyüğü, adı üstünde Büyükada’dır ya da eski ismiyle Prinkipo (Prens Adası).

    Yazı ve Fotoğraflar: Yalçın Savuran

    Ada’da yazlık olarak yerleşimin 19. Yüzyıl başında başladığı sanılmaktadır. Ondan önce Maden tarafında Kariye diye bir balıkçı köyünden ve tabiî ki tarik-i dünya manastırlarından bahsedilir. Kızılçamların ve makilik bitki örtüsünün varlığı en azından 2 bin yıldır bilinmektedir. Bunun yanı sıra köşklerin bahçeleri pek çok egzotik bitki türüne de ev sahipliği yapmaktadır. Mimari açıdan İstanbul’un en eklektik yapılarını burada görmek mümkündür. Eski dönemde ulaşım pazarcı kayıklarıyla sağlanırken, 19. Yüzyıl sonunda başlatılan düzenli vapur seferleri bugün halen devam etmektedir. Ada içi ulaşım ise faytonlarla sağlanırken, motorlu taşıtlar kolluk birimlerinde, İtfaiye’de, Orman Şefliği’nde ve Belediye’de bulunmaktadır.

    Ada içi ulaşımda faytonlar çok önemli bir hizmeti yerine getirirlerken, faytoncuların yaşamları o an pek aklımıza gelmez. Oysa faytoncular nerede barınırlar, atlar nerede konaklar, bakımları nerede yapılır, kışın ada ıssızlaştığında ne yaparlar gibi pek çok soru vardır cevaplanmayı bekleyen. Son zamanlara kadar faytoncuların at ahırları ve kaldıkları yerler pek iç açıcı durumda değildi. Pek çoğu steril olmayan koşullarda yaşarlarken ne yazık ki ada halkının ya da günübirlik adaya gidip gelenlerin pek de farkına varamadığı bir durum sergiliyorlardı. Yeni yapılan at barınakları her ne kadar tüm fayton ve atların sayısına cevap vermese de oldukça modern görünümlü olup içlerinde pek çok şey düşünülmüş. Seyislerin ve faytoncuların yeni dinlenme evleri, su ve çöp sorununun çözümlenmiş olması gibi gelişmeler sevindirici.

  • Yaşadığımız çevreye duyarlılığımız yalnızca o çevreden keyif alma üzerine odaklanmamalı diye düşünüyorum. Her attığımız adım aynı zamanda o çevrenin tüketilmesine yönelik bir müdahale. Tüketirken duyarlılıklarımızı artırmak, bulunduğumuz çevreyi iyi analiz etmek, tanımak ön şart gibi görünüyor. Yoksa hayat ıskalanmaya o kadar müsait ki.

    Adalar’ın Orman Şefi birkaç yıldır ekolojik geziler düzenleyerek adaların bitki örtüsüne ve korunmasına yönelik bilgiler veriyor, biyolojik mücadele ile ilgili çalışmalarda bulunuyor. Bugün adalarımızda yaklaşık 350’nin üzerinde doğal ve egzotik bitki türü var ve bu küçük bir lokasyon için oldukça zengin bir çeşitlilik. Adalar’ın bitki örtüsünün en büyük sorunlarından biriyse kızılçamlarda bulunan ve çam kese böceği denilen bir tırtıl türüdür. Bu tür ile iki türlü biyolojik mücadele yapılmaktadır. Birincisinde bu tırtılla beslenen bir böcek türü yetiştirilerek doğaya salınır; ikincisinde tırtılların geçemeyeceği havuz adaları oluşturularak bu tırtıllara dadanan ve onlara yumurtalarını bırakarak çoğalmalarını engelleyen bir tür uçucu parazitlerin çoğalmasını sağlanır. Her ikisiyle de bugün Adalar’da %90 oranında başarıya ulaşılmıştır.

    Adalar’ımız Kocaeli Yarımadası’nın kuzey rüzgarlarını kesmesi sonucu daha ılıman bir Akdeniz iklim yapısıyla farklı bir ekosisteme sahiptir. Ancak iklim koşullarındaki değişim ve adalara yerleşimin çoğalması ne yazık ki adalarda akan dereleri bugün yalnızca ismiyle anılır hale getirmiştir; Karanfil Deresi gibi.

  • Yalçın Savuran
    1961 İstanbul doğumlu Yalçın Savuran 1975 den beri fotoğrafla ilgileniyor. İFSAK’la 1995 yılında tanışan fotoğraf sanatçısı,1999 yılında reklam sektörüne geçti ve halen sahibi olduğu reklam ajansında faaliyet gösteriyor.

    2000 yılından itibaren temel ve ileri düzey fotoğraf eğitiminin yanı sıra Bahçeşehir Üniversitesi’nde ‘Kent Kültürü’ ve İFSAK’ta ‘Renk’ üzerine ders verdi. Şu ana kadar gerçekleşen 4 kişisel sergisiyle beraber fotoğrafa eğitmenlik, danışmanlık ve profesyonel reklam çekimleriyle devam ediyor. Çeşitli dergilerde fotoğraf kuramları üzerine makaleleri yayınlanıyor.
    Sevdikleri; Büyükada, Beyoğlu, Orfe.