YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 22 Temmuz 2026

Dünya yeterince gıda üretiyor. Peki neden 2,69 milyar insan sağlıklı beslenemiyor?

  • BM’nin son raporuna göre küresel açlık azalıyor. Ancak 2,69 milyar insan sağlıklı beslenemiyor. Gıda sistemindeki yapısal sorunlar neden sürüyor?

    Birleşmiş Milletler’in 2026 Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu (SOFI) raporu umut veren ve düşündüren iki gerçeği aynı anda ortaya koyuyor. Küresel açlık üst üste üçüncü yıl gerilerken, dünyada yaklaşık 2,69 milyar insan sağlıklı bir beslenme düzenini karşılayamıyor. Bu tablo, sorunun yalnızca gıda üretimiyle açıklanamayacağını gösteriyor.
    Dünya, son yıllarda yaşanan pandemi, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar ve iklim krizine rağmen açlıkla mücadelede sınırlı da olsa ilerleme kaydetti. SOFI 2026 raporuna göre 2025 yılında küresel nüfusun yüzde 7,8’i, yani yaklaşık 645 milyon kişi, açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık 14 milyon, 2022’ye göre ise 43 milyon daha düşük.
    Ancak raporun asıl dikkat çeken mesajı bu değil.
    Çünkü aynı yıl dünya nüfusunun yüzde 25,8’i, yaklaşık 2,1 milyar insan, orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliği yaşadı. Daha da çarpıcısı, 2,69 milyar kişi sağlıklı bir beslenme düzeninin maliyetini karşılayamadı.
    Bu durum önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Açlık azalıyor olabilir, ancak sağlıklı gıdaya erişim hâlâ milyarlarca insan için ekonomik olarak mümkün değil.

    Gıdayı pahalı yapan yalnızca üretim değil
    Gıda fiyatları konuşulurken çoğu zaman üretim maliyetleri öne çıkıyor. Oysa SOFI 2026 raporu, tüketicinin ödediği fiyatın büyük bölümünün tarlada değil, hasattan sonraki süreçlerde oluştuğunu gösteriyor.
    Rapora göre tüketicinin ödediği bedelin yüzde 70 ila yüzde 75’i, gıdanın işlenmesi, depolanması, taşınması, paketlenmesi ve dağıtımı gibi değer zinciri faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Toplam maliyetin yaklaşık yüzde 40’ı ise yalnızca işleme, lojistik ve toptan dağıtım aşamalarında oluşuyor.
    Bu tablo, gıda sistemlerinin yalnızca tarımsal üretimden ibaret olmadığını gösteriyor. Tarla ile sofrayı birbirine bağlayan altyapı, lojistik ağları ve soğuk zincir sistemleri, sağlıklı gıdanın fiyatını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.

    Enerji maliyetleri sofraya kadar uzanıyor
    Hasat edilen ürünlerin bozulmadan tüketiciye ulaşabilmesi için soğuk hava depoları, işleme tesisleri, paketleme merkezleri ve nakliye ağları gerekiyor. Bu süreçlerin tamamı yoğun enerji kullanıyor.
    Elektrik fiyatlarındaki artış, akaryakıt maliyetleri ve gübre üretimindeki enerji bağımlılığı, gıda zincirinin her halkasını etkiliyor. Bu nedenle enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar yalnızca sanayi üretimini değil, market raflarındaki fiyatları da belirleyen önemli faktörlerden biri hâline geliyor.
    SOFI 2026 raporu da bu nedenle çözümü yalnızca daha fazla üretimde aramıyor. Birleşmiş Milletler, gıda değer zincirlerinin daha verimli hâle getirilmesi, soğuk zincir altyapısının geliştirilmesi, sulama yatırımlarının artırılması ve lojistik sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Amaç, hem gıda kayıplarını azaltmak hem de besleyici gıdaların tüketiciye daha düşük maliyetle ulaşmasını sağlamak.

    Aynı sistem hem açlığı hem obeziteyi büyütebiliyor
    Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise küresel beslenme tablosundaki çelişki.
    Dünya genelinde 150 milyon çocuk hâlâ bodurlukla mücadele ediyor. Çocukların yalnızca yüzde 30,8’i, yaşamlarının kritik döneminde yeterince çeşitli beslenebiliyor.
    Diğer yandan yetişkin obezitesi artmaya devam ediyor. 2012 yılında dünya genelinde yetişkin nüfusun yüzde 12,1’i obezken, bu oran 2024 yılında yüzde 16,2’ye yükseldi.
    İlk bakışta bu iki tablo birbirine zıt gibi görünebilir. Ancak aslında aynı sorunun farklı yüzlerini yansıtıyor.
    Beslenme uzmanları uzun süredir, yeterli kalori almanın sağlıklı beslenme anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Enerji açısından zengin ancak besin değeri düşük gıdalara erişim çoğu zaman daha kolay ve daha ucuz olurken, taze sebze, meyve, süt ürünleri ve kaliteli protein kaynakları birçok hane için ekonomik olarak ulaşılması güç seçenekler hâline geliyor.
    Bu nedenle günümüzde küresel beslenme sorunu yalnızca açlık değil; sağlıklı beslenmeye erişimdeki eşitsizlik olarak da değerlendiriliyor.

    Bölgesel eşitsizlikler derinleşiyor
    SOFI 2026 raporu, küresel ortalamaların önemli farklılıkları gizlediğini de ortaya koyuyor.
    Asya ile Latin Amerika ve Karayipler son yıllarda açlık oranlarını düşürmeyi başarırken, Afrika dünyanın en kırılgan bölgesi olmaya devam ediyor.
    2025 yılında Afrika’da yaklaşık 309 milyon kişi açlıkla mücadele etti. Ayrıca kıta nüfusunun yüzde 66,6’sı, sağlıklı bir beslenme düzenini karşılayabilecek ekonomik imkâna sahip değil.
    Buna karşılık Kuzey Amerika ve Avrupa’da orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliği yaşayanların oranı yüzde 8,7 seviyesinde bulunuyor.
    Bu fark yalnızca gelir düzeyinden kaynaklanmıyor. Tarımsal verimlilik, altyapı yatırımları, ulaşım sistemleri, ticaret politikaları ve iklim koşulları birlikte değerlendirildiğinde bölgeler arasındaki uçurum daha belirgin hâle geliyor.

    İklim krizi ve çatışmalar kazanımları riske atıyor
    Rapor, son üç yılda kaydedilen ilerlemenin kalıcı olduğuna dair bir garanti bulunmadığını da vurguluyor.
    2026 yılında Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların enerji ve gübre fiyatlarını yükseltmesi, gıda enflasyonu üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Buna aşırı hava olayları ve El Niño’nun tarımsal üretim üzerindeki olası etkileri de eklendiğinde, küresel gıda sisteminin yeni şoklara karşı hâlâ kırılgan olduğu görülüyor.
    Birleşmiş Milletler’in projeksiyonlarına göre mevcut eğilim devam etse bile 2030 yılında 510 ila 520 milyon kişinin hâlâ açlıkla karşı karşıya olması bekleniyor. Bu da Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında belirlenen Sıfır Açlık hedefine ulaşmanın mevcut hızla oldukça zor olduğunu gösteriyor.

    Gıda sisteminin geleceği yalnızca tarlada şekillenmiyor
    SOFI 2026’nın en önemli mesajlarından biri, gıda güvenliğinin artık yalnızca üretim miktarıyla açıklanamayacağı.
    Bir ülkede daha fazla gıda üretmek tek başına yeterli olmuyor. O gıdanın güvenli biçimde depolanabilmesi, düşük kayıpla taşınabilmesi, uygun maliyetle işlenebilmesi ve tüketiciye erişebilmesi de en az üretim kadar belirleyici hâle geliyor.
    Bu nedenle gıda sistemlerinin geleceği; enerji altyapısından lojistik ağlarına, soğuk zincir yatırımlarından sürdürülebilir tarım uygulamalarına kadar uzanan bütüncül bir dönüşümü gerektiriyor.
    Dünya bugün herkesi doyurabilecek kadar gıda üretiyor. Asıl soru artık ne kadar ürettiğimiz değil, ürettiğimiz gıdayı herkes için erişilebilir, besleyici ve ekonomik hâle getirip getiremeyeceğimiz.

    Kaynak:
    FAO, IFAD, UNICEF, WFP ve WHO (2026).
    The State of Food Security and Nutrition in the World 2026 (SOFI 2026).

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu