YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 20 Ağustos 2026

Tozlaştırıcıları korumak şehir planlamasının parçası olabilir mi?

  • Colorado’daki Baseline projesi, şehir planlamasıyla tozlaştırıcı habitatlarının nasıl güçlendirilebileceğini gösteren 5 önemli ders sunuyor.

    ABD’nin Colorado eyaletindeki Broomfield kentinde yaklaşık 445 hektarlık (1.100 dönüm) alanda geliştirilen Baseline, konutları, iş alanlarını, okulları ve kamusal alanları bir araya getiren büyük ölçekli bir yerleşim projesi. Ancak projeyi benzerlerinden ayıran önemli bir özellik var: Arılar, kelebekler ve diğer tozlaştırıcılar, peyzajın sonradan eklenen bir unsuru değil, planlamanın başlangıç noktalarından biri.
    Butterfly Pavilion tarafından geliştirilen Pollinator District yaklaşımını uygulayan Baseline, kuruluşun ilk sertifikalı Tozlaştırıcı Bölgesi oldu. Model, doğal habitatları yalnızca parklarla sınırlandırmak yerine yerleşimin tamamına yaymayı amaçlıyor. Yerel bitkiler, bağlantılı açık alanlar, peyzaj yönetimi, bilimsel izleme ve toplum katılımı aynı sistemin parçaları olarak ele alınıyor.
    2025 yılında yapılan izleme çalışmaları, bu yaklaşımın sonuç vermeye başladığını gösteriyor. Araştırmacılar Baseline’da 3.805 büyük tozlaştırıcı gözlemledi. Bu sayı 2023 araştırmalarına kıyasla yüzde 500’ün üzerinde bir artışa karşılık geliyor. Aynı çalışmalarda 27 farklı tozlaştırıcı familyası kayda geçti.
    Bu rakamları doğrudan “tozlaştırıcı nüfusu yüzde 500 arttı” şeklinde okumamak gerekiyor. Veriler, belirli yöntemlerle gerçekleştirilen saha gözlemlerindeki artışı gösteriyor. Ancak sonuçlar yine de önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Şehir planlaması biyoçeşitlilik kaybını yalnızca azaltmakla kalmayıp doğanın geri dönmesine de alan açabilir mi?
    Baseline örneğinden çıkarılabilecek beş temel ders var.

    1. Önce ne olduğunu bilmek gerekiyor
    Ekolojik iyileşmenin ölçülebilmesi için başlangıç durumunu bilmek gerekiyor.
    Baseline’daki çalışmaların önemli yönlerinden biri, peyzaj müdahalelerinin sonuçlarını izlemek için düzenli saha araştırmaları yapılması. Butterfly Pavilion’ın kayıtlarına göre inşaat öncesindeki 2019 araştırmalarında alanda 11 tozlaştırıcı familyası bulunuyordu. 2025 araştırmalarında bu sayı 27’ye çıktı. Uzun boynuzlu böcekler, sıvacı arılar ve kazıcı yaban arıları gibi bazı gruplar da alanda ilk kez kayda geçti.
    Ancak bu yaklaşımın önemi Baseline örneğinin ötesine uzanıyor.
    Bir yeşil alan projesinin gerçekten biyoçeşitliliği artırıp artırmadığını anlayabilmek için yalnızca kaç ağaç dikildiğini veya kaç metrekare peyzaj oluşturulduğunu bilmek yeterli değil. Hangi türlerin bulunduğu, zaman içinde çeşitliliğin nasıl değiştiği ve farklı uygulamaların canlılar üzerindeki etkisinin izlenmesi gerekiyor.
    Başlangıç verisi olmadan başarı çoğu zaman görsel bir değerlendirmeden öteye geçemiyor.
    Baseline’ın ilk dersi bu nedenle oldukça basit: Doğa temelli şehir planlaması ölçülebilir hedeflerle başlamalı.

    2. Doğa yalnızca parklarda yaşamıyor
    Geleneksel şehir planlamasında doğa çoğu zaman belirli alanlara ayrılıyor. Bir tarafta parklar ve korunan bölgeler, diğer tarafta konutlar, yollar ve ticari alanlar bulunuyor.
    Pollinator District yaklaşımı ise bu ayrımı azaltmaya çalışıyor.
    Baseline’ın yaklaşık 170 dönümden fazla bölümünü parklar, doğal alanlar ve açık alanlar oluşturuyor. Ancak tozlaştırıcı dostu peyzaj bunlarla sınırlı değil. Yerel bitkiler, bahçeler, yürüyüş yolları ve farklı kamusal alanlar arasında bağlantı kurulması hedefleniyor.
    Bu bağlantı özellikle tozlaştırıcılar açısından önemli.
    Bir arının veya kelebeğin yaşamını sürdürebilmesi için tek bir çiçek bahçesi yeterli olmayabilir. Besin kaynaklarına, yuvalama alanlarına ve farklı dönemlerde çiçek açan bitkilere ulaşabilmesi gerekiyor. Birbirinden kopmuş küçük yeşil alanlar yerine bağlantılı habitatlar oluşturmak, canlıların kent içinde hareket edebilmesini kolaylaştırıyor.
    Böyle bakıldığında sokak kenarındaki bir bitkilendirme alanı, okul bahçesi veya konut peyzajı yalnızca estetik bir unsur olmaktan çıkıyor. Daha büyük bir ekolojik ağın parçasına dönüşüyor.

    3. Peyzaj dört mevsimi düşünmeli
    Tozlaştırıcı dostu bir kent oluşturmak yalnızca daha fazla çiçek dikmek anlamına gelmiyor.
    Farklı arı, kelebek ve diğer tozlaştırıcı türleri yılın farklı dönemlerinde aktif oluyor. Bu nedenle bir bölgede yalnızca birkaç hafta çiçeklenen bitkiler bulunması, uzun vadeli habitat oluşturmak için yeterli değil.
    Baseline modelinde yerel bitki seçimi ve habitat değeri birlikte değerlendiriliyor. Butterfly Pavilion araştırmacıları, gözlemlenen tozlaştırıcıların habitat amacıyla seçilmiş yerel bitkileri düzenli olarak kullandığını belirtiyor.
    Buradaki temel fikir, peyzajın yalnızca nasıl göründüğünü değil, yıl boyunca ne sunduğunu düşünmek.
    İlkbahardan sonbahara kadar farklı dönemlerde çiçeklenen bitkilerin birlikte kullanılması, yuvalama için uygun alanların korunması ve kimyasal kullanımının sınırlandırılması aynı habitatın farklı ihtiyaçlara yanıt vermesini sağlayabilir.
    Bu yaklaşım Türkiye açısından da dikkat çekici. Özellikle Ege ve Akdeniz kentlerinde uzun ve kurak yazlar, bitki seçimini ve sulama ihtiyacını önemli hale getiriyor. Tozlaştırıcı dostu peyzajın yerel iklim koşullarına ve o bölgede doğal olarak yaşayan türlere göre tasarlanması gerekiyor.
    Başka bir ülkedeki bitki listesini kopyalamak yerine, modelin temel prensibini yerelleştirmek daha anlamlı.

    4. İnsanları sistemin dışında bırakmamak gerekiyor
    Tozlaştırıcıların korunması yalnızca peyzaj mimarlarının veya biyologların görevi değil. Bir habitatın uzun vadede nasıl yönetileceği, o alanda yaşayan insanların davranışlarından da etkileniyor.
    Pollinator District modeli bu nedenle toplum katılımını tasarımın bir parçası olarak ele alıyor. Butterfly Pavilion, bu bölgelerde yaşayan ve çalışan insanların bahçecilik, gönüllü izleme ve çevre eğitimi gibi faaliyetlerle sisteme katılmasını modelin temel unsurları arasında gösteriyor.
    Bu yaklaşım önemli bir fark yaratıyor.
    Bir kent sakinine yalnızca “arıları koruyun” demek yerine, hangi yerel bitkilerin tozlaştırıcılara besin sağladığını, pestisit kullanımının nasıl azaltılabileceğini veya küçük bir bahçenin daha geniş bir ekolojik ağın parçası olabileceğini göstermek davranış değişikliğini kolaylaştırabilir.
    Okullar, ortak bahçeler ve kamusal alanlar da bu nedenle yalnızca habitat değil, öğrenme alanı olarak değerlendirilebilir.
    Kent ekolojisinin başarısı, doğayı insanlardan ayırmak kadar insanlarla doğa arasındaki ilişkiyi yeniden kurabilmekle de ilgili.

    5. Proje bitse bile ölçüm bitmemeli
    Birçok çevre projesinin zayıf noktası uygulama bittikten sonra ortaya çıkıyor. Peyzaj tamamlanıyor, bitkiler dikiliyor ve proje başarılı ilan ediliyor.
    Oysa ekosistemler sabit değil.
    Baseline’da bilim insanları farklı yıllarda sahaya dönerek hangi tozlaştırıcıların bulunduğunu ve habitatın nasıl geliştiğini takip ediyor. 2025 araştırmalarında yalnızca birey sayısındaki artış değil, daha önce kaydedilmeyen tozlaştırıcı gruplarının görülmesi de bu izleme sayesinde ortaya çıktı.
    Bu yöntem aynı zamanda uygulamaları değiştirme fırsatı sunuyor. Bir bitki beklenen habitat değerini yaratmıyorsa veya belirli bir bölgede çeşitlilik düşük kalıyorsa peyzaj yönetimi yeni verilere göre yeniden düzenlenebilir.
    Butterfly Pavilion, Baseline’da kullandığı aynı yaklaşımı 2026 yılında Northwest Parkway boyunca yeni bir habitat çalışmasına da taşıyor. Model yine aynı sırayı izliyor: Önce mevcut durumu ölçmek, ardından habitatı tasarlamak, sonuçları izlemek ve gerektiğinde uygulamayı değiştirmek.
    Bu, şehir planlamasında önemli bir yaklaşım değişikliğine işaret ediyor. Doğa koruma tek seferlik bir yatırım değil, sürekli öğrenen bir yönetim sürecine dönüşüyor.

    Yüzde 500’lük artış bize ne söylüyor?
    Baseline’daki yüzde 500’ün üzerindeki gözlem artışı dikkat çekici. Ancak projenin asıl önemi tek bir rakamdan daha büyük.
    Araştırmacılar 2025 yılında 3.805 büyük tozlaştırıcı ve 27 farklı familya kaydetti. Butterfly Pavilion’ın verileri, habitat amacıyla yerel bitkilendirmelerin farklı tozlaştırıcı grupları tarafından kullanıldığını da gösteriyor.
    Bu sonuçlar henüz bütün şehirler için geçerli olacak evrensel bir formül ortaya koymuyor. Baseline, Colorado’nun iklimine, bitki örtüsüne ve yerel türlerine göre şekillenen belirli bir proje. Aynı model İstanbul, İzmir veya Antalya’da birebir uygulanamaz.
    Ancak yaklaşımın temel prensipleri farklı coğrafyalara uyarlanabilir: mevcut biyoçeşitliliği ölçmek, yerel türleri kullanmak, habitatları birbirine bağlamak, insanları sürece dahil etmek ve sonuçları uzun vadede takip etmek.

    Şehirler yalnızca insanlar için mi tasarlanmalı?
    Baseline örneğinin ortaya koyduğu asıl soru belki de tozlaştırıcılardan daha büyük.
    Kentler uzun yıllar boyunca insan hareketini, konut ihtiyacını ve ekonomik faaliyeti merkeze alarak tasarlandı. Biyoçeşitlilik ise çoğu zaman planlama tamamlandıktan sonra ele alınan ayrı bir konu olarak kaldı.
    Pollinator District yaklaşımı bunun tersinin de mümkün olabileceğini gösteriyor. Bir yerleşim alanı geliştirilirken konutlar, yollar ve ticari alanlarla birlikte arıların, kelebeklerin ve diğer canlıların ihtiyaçları da başlangıçtan itibaren planlanabiliyor.
    Bu, kentleşmenin doğa üzerinde hiçbir etkisi olmayacağı anlamına gelmiyor. Yeni yapılaşmanın her zaman arazi kullanımı ve habitat üzerinde bir etkisi bulunuyor. Ancak Baseline örneği daha önemli bir ihtimali görünür kılıyor: Şehir planlamasında biyoçeşitlilik, sonradan telafi edilmeye çalışılan bir kayıp yerine baştan tasarlanan bir değer olabilir.
    Tozlaştırıcıları korumak böylece yalnızca doğa koruma politikalarının değil, peyzaj mimarisinin, altyapının ve şehir planlamasının da konusu haline geliyor.

    Kaynaklar
    Butterfly Pavilion, From Baseline to the Parkway, 2026. (butterflies.org)
    Butterfly Pavilion, Pollinator District: A New Model for Conservation and Real Estate Development, 2019. (butterflies.org)
    Earth.Org, Can Development Reverse Pollinator Decline? Lessons from the World’s First Pollinator District, 6 Ağustos 2026. (earth.org)
    Baseline Colorado, proje bilgileri ve Pollinator District uygulamaları, 2026. (baselinecolorado.com)
    Wolch, J., Pollinator Protection in a Master Planned Community, 2025. (academiccommons.columbia.edu)

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu