YUKARI

Haberler

Eklenme Tarihi: 20 Ocak 2026

Buzulların hafızası Antarktika’da korunuyor

  • Antarktika’da kurulan dünyanın ilk buzul sığınağı, eriyen dağ buzullarından alınan örneklerle insanlığın iklim hafızasını geleceğe taşıyor.

    Küresel ısınmanın etkileri yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı değil. Her geçen yıl hızla eriyen dağ buzulları, yalnızca doğal güzellikleri değil, aynı zamanda insanlığın iklim geçmişine dair benzersiz verileri de beraberinde götürüyor. Binlerce yıl boyunca atmosferdeki değişimleri, volkanik patlamaları ve hava bileşenlerini biriktiren bu buz kütleleri, aslında gezegenin en güvenilir tarihçileri. Ancak bu sessiz arşivler, iklim krizinin hızla tırmandığı günümüzde yok olma tehdidi altında. İşte bu tehdit karşısında uluslararası bilim insanları tarihi bir adım attı: Antarktika’da, tamamen bilimsel amaçlarla kurulmuş dünyanın ilk buzul sığınağı açıldı. ‘Buz Hafızası Sığınağı’ (Ice Memory Sanctuary), sadece buzları değil, iklim hafızamızı da korumayı amaçlıyor.

    Ice Memory nedir ve neden önemli?
    Ice Memory, 2015 yılında Fransa merkezli olarak başlayan uluslararası bir bilim inisiyatifi. Temel hedefi, küresel ısınma nedeniyle hızla eriyen dağ buzullarından alınan örnekleri gelecek nesiller için güvenli bir şekilde saklamak. Çünkü bu buzullar, yalnızca su değil; aynı zamanda geçmiş atmosfer koşullarına, iklim döngülerine ve çevresel olaylara dair veri taşıyor. Her bir buzul çekirdeği, içinde binlerce yılın izlerini barındırıyor. Bu izler sayesinde, bilim insanları geçmişteki sıcaklık değişimlerini, volkanik patlamaların etkilerini ve insan kaynaklı kirleticilerin atmosferdeki yayılımını analiz edebiliyor. Ancak bu verilerin kaynağı olan yüksek rakımlı buzullar, günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yani bu bilgi kaynağını geleceğe taşımak için zaman daralıyor. İşte bu noktada Ice Memory devreye giriyor. Bu girişim, dünyanın dört bir yanındaki buzul alanlarından alınan örnekleri, güvenli bir şekilde Antarktika’da oluşturulan doğal buzul sığınağında depolayarak gelecek yüzyılların bilim insanlarına miras bırakmayı amaçlıyor. Böylece, bugün çözemediğimiz sorulara gelecekte yanıt bulunması için bir zemin hazırlanmış oluyor.

    Antarktika’daki sığınak nasıl çalışıyor?
    2026 yılının başında resmen açılan buzul sığınağı, Antarktika’nın kalbinde yer alan Concordia İstasyonu’nda bulunuyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 3 bin 200 metre yükseklikteki bu bölgede, sıcaklık yıl boyunca doğal olarak eksi 50 derecenin altında seyrediyor. Bu sayede, depolama alanı hiçbir mekanik soğutmaya ihtiyaç duymadan buz çekirdeklerini ideal koşullarda saklayabiliyor. Sığınak, yüzeyin yaklaşık 10 metre altına kazılan 35 metrelik bir tünelden oluşuyor. Şu anda Fransa’daki Mont Blanc ve İsviçre’deki Grand Combin buzullarından çıkarılan 1.7 tonluk çekirdek örnekleri burada korunuyor. Örnekler, İtalya’nın Trieste Limanı’ndan başlayan ve 50 gün süren zorlu bir deniz ve hava yolculuğunun ardından bölgeye ulaştırıldı. Antarktika’nın seçilmesinin nedeni sadece iklimsel değil. Aynı zamanda bölgenin siyasi tarafsızlığı da büyük önem taşıyor. Uluslararası antlaşmalarla korunan bu kıta, herhangi bir ülkenin egemenliği altında olmadığı için, saklanan buz örneklerine erişim yalnızca bilimsel liyakat temelinde mümkün olacak. Bu da arşivin uzun vadeli güvenliği açısından büyük bir avantaj sağlıyor.

    Geleceğe bırakılan bir bilimsel miras
    Buzul çekirdekleri, yalnızca dondurulmuş su kütlelerinden ibaret değil. Her bir tabaka, binlerce yıl öncesine ait iklimsel ipuçları taşıyor. İçerdikleri toz zerrecikleri, hava kabarcıkları, gaz bileşenleri ve izotoplar sayesinde; geçmişin sıcaklık dalgalanmaları, atmosferdeki sera gazı oranları, volkanik patlamalar ve insan etkisi hakkında ayrıntılı bilgi elde edilebiliyor. Ancak dünya genelinde dağ buzulları küresel ısınma nedeniyle hızla yok oluyor. Bilim insanları, bu eşsiz doğa arşivlerinin tamamen erimeden korunması gerektiği konusunda hemfikir. Buz Hafızası projesi bu nedenle yalnızca bugünün değil, geleceğin bilimsel ihtiyaçlarına da cevap vermeyi amaçlıyor. Projeyi yürüten ekip, bu örneklerin belki de 100 yıl sonra, bugün henüz var olmayan teknolojilerle tekrar analiz edileceğini öngörüyor. Bu sayede günümüz bilimsel sınırlamalarıyla tespit edilemeyen bilgiler, gelecekte açığa çıkarılabilecek. Buz Hafızası Vakfı Başkan Yardımcısı Carlo Barbante’nin ifadesiyle; “Bugün göremediğimiz sırlar, bir gün bu buzların içinde yeniden konuşacak.”

    Bilimsel iş birliği ve politik tarafsızlık neden kritik?
    Antarktika, dünyadaki en izole ve korunmuş bölgelerden biri olmasının ötesinde, bilimsel tarafsızlığın da sembolü. Hiçbir ülkeye ait olmayan bu kıta, 1959 tarihli Antarktika Antlaşması kapsamında yalnızca barışçıl ve bilimsel amaçlarla kullanılabiliyor. İşte bu sebeple, küresel iklim mirasını koruyacak ‘Buz Hafızası Sığınağı’ için en uygun yer burası. Projeye katılan ülkeler ve bilim insanları, siyasi sınırların ve çıkarların ötesinde, insanlık adına ortak bir gelecek inşa etme hedefiyle hareket ediyor. Saklanan örneklerin hiçbir ülkenin mülkiyetinde olmaması ve yalnızca bilimsel liyakat esasına göre erişime açık olması da bu tarafsızlığı pekiştiriyor. Aynı zamanda sığınağın doğal olarak eksi 50 derecenin altındaki sabit sıcaklığı, teknolojik müdahale gerektirmeden uzun vadeli saklama imkânı sunuyor. Bu sayede elektrik kesintilerine, donanım arızalarına ya da bakım ihtiyaçlarına karşı dayanıklı bir koruma sağlanıyor.

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu