YUKARI

Sürdürülebilir Yaşam

Eklenme Tarihi: 26 Ocak 2026

Su krizinden su iflasına nasıl gelindi?

  • Dünya su krizini aştı, artık küresel su iflası çağındayız. Yeni BM raporu, suyun sürdürülemez kullanımıyla oluşan geri dönülmez zararlara dikkat çekiyor.

    Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin (UNU) yayımladığı yeni rapor, gezegenin su kaynaklarının geri döndürülemez bir sınırı aşmak üzere olduğunu söylüyor. ‘Su stresi’ ya da ‘su krizi’ gibi kavramlar artık yetersiz; uzmanlar bu dönemi küresel su iflası olarak tanımlıyor. İklim krizi, aşırı tüketim, kirlilik ve yeraltı suyu tükenmesi… Dünya genelinde pek çok ekosistem, bu tehditler karşısında direnemiyor.

    Su iflası her zaman kuraklıkla gelmez
    Su iflası denince akla genellikle kuraklık, boş barajlar ya da susuz köyler geliyor. Ancak Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin tanımına göre bu yeni dönem, yalnızca suyun azlığıyla değil, suyun sürdürülemez şekilde kullanımıyla tanımlanıyor. Bu da demek oluyor ki, yağış alan, gölleri dolu görünen hatta düzenli taşkınlar yaşayan bölgeler bile yenilenebilir su kaynaklarını tüketiyor olabilir. Yani mesele ne kadar ıslak ya da kuru göründüğümüz değil; ekolojik ve hidrolojik dengenin kalıcı biçimde bozulması. Rapor, ‘geri dönülmez zarar’ vurgusuyla, yüzey suları ve yeraltı suyu rezervlerinin birçok bölgede yeniden dolamayacak kadar aşırı çekildiğine dikkat çekiyor. Bu da gelecekte, aniden yaşanacak bir susuzluktan çok, gittikçe daralan bir seçenekler alanı anlamına geliyor.

    Yalnızca çevresel değil toplumsal bir kriz
    Su iflası yalnızca çevresel kaynakların tükenmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda yerinden edilme, geçim kaybı ve toplumsal çatışmaların tetikleyicisi haline geliyor. Tarım, dünya genelinde tatlı su tüketiminin en büyük payını alıyor. Bu da su krizinin ilk etkilerinin küçük ölçekli çiftçiler, kırsal topluluklar ve yerli halklar üzerinde yoğunlaşmasına neden oluyor. Suyun azalmasıyla birlikte gıda üretimi düşüyor, gelir kaynakları daralıyor, geçim zorlukları artıyor. UNU raporu, bu durumun küresel tedarik zincirleri, gıda fiyatları ve hatta jeopolitik istikrar üzerinde domino etkisi yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Suya dayalı ekonomilerin daralması; şehirlerde suya erişim, sanitasyon ve halk sağlığı gibi temel hizmetlerin çökmesiyle birleştiğinde, sorun artık sadece kurak bölgelerin değil, herkesin sorunu haline geliyor.

    Neden artık su krizi değil, su iflası?
    ‘Su krizi’ kavramı, genellikle geçici bir sıkıntıyı ya da yönetilebilir bir durumu çağrıştırıyor. Ancak Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin raporu, bugün yaşadığımız sorunların geçici değil, kalıcı hasarlara yol açtığını vurguluyor. Bu yüzden artık ‘su iflası’ terimi öneriliyor. Su iflası, bir bölgenin yüzey ve yeraltı su kaynaklarının yenilenme kapasitesinin kalıcı biçimde aşılması anlamına geliyor. Yani artık suyu geri kazanmak mümkün değil ya da aşırı maliyetli. Bu durum, yalnızca kurak bölgeleri değil, zaman zaman taşkın yaşayan, yani ‘sulu’ görünen yerleri de etkileyebiliyor. Çünkü mesele suyun miktarından çok ekolojik ve ekonomik dengeyle ilgili. Ayrıca bu iflasın etkileri, yalnızca suya erişimi değil; gıda güvenliğini, enerji üretimini, göç dalgalarını ve hatta barışı da tehdit edebiliyor.

    Çözüm adil dönüşüm
    Su iflası yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda sosyal adalet meselesi. Çünkü yaşanan kayıpların bedelini en çok kırılgan gruplar ödüyor: Küçük ölçekli çiftçiler, düşük gelirli kent sakinleri, kadınlar, çocuklar ve yerli topluluklar. Küresel su iflası, geçim kaynaklarının yok olması, yerinden edilme ve çatışmalar gibi zincirleme etkilere yol açıyor. Bu nedenle uzmanlar, suya dayalı sektörlerin (özellikle tarımın) yeniden tasarlanması ve bu dönüşümün adil bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor. Kirliliğin azaltılması, sulak alanların korunması, aşırı su tüketiminin sınırlandırılması gibi önlemler artık sadece çevreci politikalar değil aynı zamanda barış, toplumsal uyum ve ekonomik istikrar için de gerekli adımlar.

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu