YUKARI

İklim Değişikliği

Eklenme Tarihi: 02 Eylül 2026

1,5 derece aşılacaksa şimdi neyi değiştirebiliriz?

  • ​​​​​UNEP’in yeni raporu, 1,5 derece aşımının neden son değil, sıcaklığın ne kadar yükseleceği ve aşımın ne kadar süreceğiyle ilgili olduğunu gösteriyor.

    Paris Anlaşması’nın en önemli hedeflerinden biri, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5 dereceyle sınırlandırmak. Ancak dünya artık farklı bir iklim gerçeğiyle karşı karşıya.
    Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2 Eylül 2026’da yayımladığı Limiting Overshoot: Navigating exceedance of 1.5°C and pathways towards return raporuna göre mevcut politikalar ve yakın dönem emisyon patikaları altında 1,5 derecenin geçici olarak aşılması artık yaygın biçimde kaçınılmaz kabul ediliyor.
    Bu, 1,5 derece hedefinin önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. Tam tersine rapor, iklim politikasında yeni bir döneme işaret ediyor.
    Artık soru yalnızca 1,5 dereceyi geçip geçmeyeceğimiz değil. Ne kadar aşacağımız, sıcaklığın nerede zirve yapacağı ve bu seviyelerin üzerinde ne kadar süre kalacağımız da belirleyici olacak.

    1,5 derece bir bitiş çizgisi değil
    Küresel ortalama sıcaklık 2024’te ilk kez tek bir takvim yılı boyunca sanayi öncesi dönemin 1,5 derece üzerine çıktı. Ancak Paris Anlaşması’ndaki sıcaklık hedefi tek bir yılın değil, uzun dönemli küresel sıcaklık ortalamasının değişimini ifade ediyor.
    UNEP’in yeni raporu bu nedenle “aşım” kavramına odaklanıyor.
    Aşım, sıcaklığın 1,5 derecenin üzerine çıkmasıyla başlayan tek bir an değil. UNEP bunu dört aşamalı bir yol olarak ele alıyor: 1,5 derecenin aşılması, sıcaklığın zirveye ulaşması, ardından düşmesi ve sonunda yeniden dengelenmesi.
    Bu yolun nasıl şekilleneceği ise bugünkü emisyon kararlarına bağlı.

    En iyi senaryoda bile sıcaklık 1,8 dereceye çıkabilir
    UNEP’in değerlendirdiği en iyimser senaryoda küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,8 derecede zirve yapıyor. Diğer senaryolarda ise tepe sıcaklığı 2 derecenin üzerine çıkabiliyor.
    Aradaki birkaç ondalık derece küçük görünebilir. İklim sistemi açısından ise önemli sonuçlar doğuruyor.
    Sıcaklığın ulaştığı tepe ne kadar yüksek, 1,5 derecenin üzerinde geçirilen süre ne kadar uzunsa insanlar ve doğal sistemler için risk de o kadar büyüyor. UNEP özellikle büyük buz tabakalarının istikrarsızlaşması, Amazon yağmur ormanlarının bozulması ve Atlantik Meridyonel Devrilme Dolaşımı’nın değişmesi gibi geri döndürülmesi güç eşiklere dikkat çekiyor.
    Bu nedenle 1,5 ile 1,6 derece ya da 1,8 ile 2 derece arasındaki fark yalnızca istatistiksel değil.
    Her ek ısınma, maruz kaldığımız riski artırıyor.

    Aşımın süresi neden önemli?
    Yeni raporun önemli katkılarından biri de zaman boyutunu öne çıkarması.
    Örneğin sıcaklığın kısa süreli olarak 1,5 derecenin üzerine çıkıp ardından düşmesi ile onlarca yıl daha yüksek seviyelerde kalması aynı sonucu yaratmıyor.
    Aşım uzadıkça ekosistemlerin, şehirlerin ve toplumların artan sıcaklıklara maruz kaldığı süre de uzuyor. Aynı zamanda bazı sistemlerde uyumun artık mümkün olmadığı sınırlara ulaşma ihtimali artıyor.
    Dolayısıyla iklim politikasında yeni bir ölçüt ortaya çıkıyor:
    Sadece sıcaklığın ne kadar yükseldiği değil, yüksek sıcaklıklarda ne kadar zaman geçirdiğimiz de önemli.

    Sıcaklığı yeniden düşürmek mümkün mü?
    UNEP’e göre mümkün. Ancak bu kendiliğinden gerçekleşmeyecek.
    Raporun önerdiği yol “aşım, zirve ve düşüş” olarak tanımlanıyor. Öncelikle sera gazı emisyonlarının hızla ve kalıcı biçimde azaltılması, metan gibi kısa ömürlü ancak güçlü sera gazlarının sınırlandırılması ve net sıfıra ulaşılması gerekiyor.
    Fakat net sıfır, sıcaklığı yeniden düşürmek için tek başına yeterli olmayabilir.
    UNEP’e göre sıcaklığın 1,5 derecenin altına geri çekilebilmesi için dünyanın uzun vadede net negatif emisyonlara ulaşması gerekiyor. Bu da atmosfere salınandan daha fazla karbondioksitin atmosferden uzaklaştırılması anlamına geliyor.
    Karbon giderimi burada önemli bir araç olsa da rapor bunu emisyon azaltımının alternatifi olarak görmüyor. UNEP’in değerlendirdiği modellerde karbon giderimi bu yüzyılda sıcaklık artışını ancak birkaç ondalık derece geri çevirebiliyor.
    Bu nedenle önce daha fazla emisyon üretip gelecekte atmosferden temizlemeye güvenmek güvenli bir strateji değil.

    Sıcaklığın düşmesi eski iklime döneceğimiz anlamına gelmiyor
    Raporun belki de en önemli uyarılarından biri burada.
    Küresel sıcaklığın gelecekte yeniden 1,5 derecenin altına indirilmesi, dünyanın otomatik olarak bugünkü ya da geçmişteki koşullara döneceği anlamına gelmiyor.
    Deniz seviyesinin yükselmesi, buz tabakalarının erimesi, tür kayıpları ve ekosistemlerdeki değişimler farklı zaman ölçeklerinde gerçekleşiyor. Bazı süreçler sıcaklık düşmeye başladıktan sonra bile devam edebilir.
    Bu nedenle “önce aşar, sonra geri döneriz” yaklaşımı iklim risklerini ortadan kaldırmıyor.
    Aşımı mümkün olduğunca sınırlamak, geri döndürülemez kayıpların önüne geçebilmek açısından önem taşıyor.

    Uyum ve emisyon azaltımı artık birlikte düşünülmeli
    UNEP’in raporu bir başka önemli değişime daha dikkat çekiyor: Emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum artık birbirinden bağımsız iki politika alanı olarak ele alınamaz.
    Daha güçlü emisyon azaltımı gelecekte karşılaşılacak iklim risklerini sınırlarken, bugünden yapılan uyum yatırımları toplumların ve ekonomilerin aşım dönemindeki etkilerle başa çıkabilmesine yardımcı olabilir.
    Yetersiz emisyon azaltımı ise bazı bölgelerde iklim etkilerini uyum kapasitesinin ötesine taşıyabilir.
    Bu durum özellikle aşırı sıcaklıklar, su ve gıda güvenliği, kıyı kentleri, altyapı, insan sağlığı ve ekosistemler açısından önem taşıyor.

    1,5 derece neden hâlâ önemli?
    1,5 derecenin geçici olarak aşılmasının giderek olası hale gelmesi, iklim hedeflerinin terk edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor.
    Tam tersine her ek sıcaklık artışını önlemek daha önemli hale geliyor.
    UNEP’in ortaya koyduğu yeni çerçevede başarının ölçüsü yalnızca 1,5 derece çizgisini hiç geçmemek olmayabilir. Tepe sıcaklığını mümkün olduğunca düşük tutmak, aşım süresini kısaltmak ve sıcaklığın yeniden düşmesini sağlayacak koşulları oluşturmak da iklim politikasının temel hedefleri arasına giriyor.
    Bu nedenle 1,5 derecenin aşılması “artık çok geç” anlamına gelmiyor.
    Aksine bundan sonra önlenen her ek ısınma, aşımda geçirilen her daha kısa dönem ve azaltılan her emisyon, gelecekte karşılaşacağımız riskin büyüklüğünü değiştirebilir.
    İklim politikasının yeni sorusu da giderek netleşiyor: 1,5 dereceyi aşıp aşmayacağımızdan çok, ne kadar aşacağımız ve orada ne kadar kalacağımız.

    Kaynak: UNEP Limiting Overshoot raporu

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu