YUKARI

Ekosistemler

Eklenme Tarihi: 13 Ocak 2026

Afrika primatları küresel ticaretin kurbanı olmaya devam ediyor

  • Afrika’da her yıl binlerce primat yasal ya da yasa dışı yollarla ticarete konu oluyor. Bu ticaret ekosistemleri tehdit ediyor, türleri yok olma riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

    Afrika primatları, biyolojik çeşitliliğin en kırılgan halkalarından birini oluşturuyor. Şempanzeler, goriller ve birçok maymun türü; yaşam alanı kaybı, iklim baskısı ve insan faaliyetleriyle zaten tehdit altındayken, bir de küresel ticaretin görünür ve görünmez etkileriyle karşı karşıya kalıyor. Son yıllarda yayımlanan veriler, bu ticaretin yalnızca yasa dışı kaçakçılıkla sınırlı olmadığını, yasal çerçeveler içinde yürütülen uygulamaların da ciddi riskler barındırdığını gösteriyor.
    Uluslararası raporlara göre, son yirmi yılda binlerce Afrika primatı farklı gerekçelerle ülkeler arasında taşındı. Bilimsel araştırmalar, hayvanat bahçeleri ve özel koleksiyonlar bu hareketliliğin resmi nedenleri arasında yer alıyor. Ancak belgelerdeki tutarsızlıklar, denetim boşlukları ve artan talep, koruma altındaki türlerin ticari bir meta haline gelmesine yol açıyor. Bu tablo, Afrika primatlarının neden hâlâ küresel ticaretin en savunmasız aktörlerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

    Rakamlarla ticaretin boyutu
    Afrika primatlarının küresel ölçekte nasıl bir ticaret ağının parçası hâline geldiğini gösteren veriler çarpıcı. 2000 ile 2023 yılları arasında 50 farklı ülkeyi kapsayan uluslararası kayıtlara göre, 6 binden fazla Afrika primatı yasal ya da yasa dışı yollarla ticarete konu oldu. Bu türlerin başında şempanzeler ve goriller geliyor.
    Yalnızca şempanzelere dair kayıtlarda, toplam 418 uluslararası işlem yer aldı. Bu işlemlerin 138’inde canlı bireyler taşındı. Bunların yaklaşık 180’i ise doğadan yakalanmış bireyler olarak kayda geçti. Bu durum, şempanzelerin büyük kısmının doğal yaşam alanlarından koparıldığını ortaya koyuyor.
    Goriller ise ticarette en çok bilimsel araştırma ve hayvanat bahçesi transferleri kapsamında yer aldı. Almanya, ABD ve Danimarka gibi ülkeler en fazla ithalat yapanlar arasında. Özellikle Asya ve Orta Doğu’dan gelen egzotik evcil hayvan talebi, bu türlerin yavrularının kaçak yollarla temin edilmesine neden oluyor.
    Yasa dışı ticarete ilişkin veriler ise daha sınırlı, çünkü kaçakçılığın çoğu tespit edilemiyor. Ancak 2020 ile 2023 arasında 183 primat kaçakçılığı vakası kayıt altına alındı. Bu vakalarda şempanzeler yüzde 37 oranla en çok ele geçirilen tür olurken, onları mandriller izledi.
    Bu rakamlar buzdağının yalnızca görünen yüzü. CITES ve benzeri uluslararası anlaşmalarla belirlenen çerçeveler, yeterince etkili denetim mekanizmalarıyla desteklenmediğinde hem yasal hem de yasa dışı ticaret koruma altındaki türler için kalıcı tehdit hâline geliyor.

    Yasal ticaret neden korumaya yetmiyor?
    Uluslararası hayvan ticareti, özellikle nesli tükenme tehlikesi altındaki türlerde CITES gibi anlaşmalarla düzenlenmeye çalışılıyor. Ancak bu düzenlemeler hem denetim zayıflıkları hem de çeşitli açıklar nedeniyle çoğu zaman yetersiz kalıyor.
    Raporlara göre, şempanze ve goril gibi büyük maymunların yasal ticareti çoğunlukla bilimsel araştırma ya da hayvanat bahçesi transferleri adı altında yapılıyor. Ancak bazı işlemlerde kayıtlar eksik, belirsiz ya da şüpheli.
    Ayrıca ticarete konu olan bazı bireylerin yaşları ve kaynak bilgileri belgelerle örtüşmüyor. Bu da ticaretin tamamen yasal yollarla mı, yoksa kaçak yollarla mı gerçekleştiğini belirsiz kılıyor. Bu boşluklardan faydalanan kaçakçılar, nesli tükenmekte olan türleri yasal sistem üzerinden dolaşıma sokabiliyor.
    Sorun yalnızca yasal düzenlemenin varlığı değil; bu düzenlemelerin nasıl uygulandığı, denetlendiği ve kötüye kullanıma karşı ne kadar koruma sağladığı da büyük önem taşıyor. Aksi takdirde “yasal” görünen ticaret bile, kaçakçılığın örtüsü hâline gelebiliyor.

    Kaçakçılığın ekolojik ve sosyal bedeli
    Kaçak ticaretin en büyük bedeli, yalnızca bireysel hayvanların yaşam hakkının ihlali değil. Primatlar, özellikle büyük maymunlar, bulundukları ekosistemlerde kritik roller üstleniyor. Örneğin şempanzeler ve goriller, ormanların yeniden üretiminde önemli bir rol oynayan tohum dağıtıcılar arasında yer alıyor. Bir bireyin doğadan alınması, sadece bir hayvanın değil, bütün bir orman yapısının dengesini bozabiliyor.
    Üstelik primatlar yavaş üreyen türler. Genellikle dört ila altı yılda bir yavru doğuruyorlar. Bu da demek oluyor ki, doğadan alınan her bir bireyin yerine yenisinin gelmesi çok uzun zaman alıyor. Az sayıda hayvanın bile kaçırılması, türün geleceği için kalıcı hasar anlamına gelebiliyor.
    Sosyal açıdan da etkiler büyük. Bu hayvanlar karmaşık topluluklar hâlinde yaşıyor. Bir grup bireyin öldürülmesi ya da kaçırılması, geride kalanların sosyal yapısını, öğrenme süreçlerini ve hayatta kalma şanslarını doğrudan etkiliyor. Örneğin bir yavruyu kaçırmak için ailesinin yok edilmesi hem ekolojik hem de etik açıdan derin bir yıkım yaratıyor.
    Ayrıca kaçakçılık ağı, sadece doğaya değil, yerel topluluklara da zarar veriyor. Organize suç şebekeleriyle iç içe geçen yasa dışı ticaret, yoksul bölgelerde istismarı artırıyor, şeffaflığı azaltıyor ve koruma çalışmalarını sekteye uğratıyor.

    Kaynaklar:
    Kaynaklar: PASA, Mongabay, CITES, TRAFFIC, EAGLE Network

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu