YUKARI

Ekosistemler

Eklenme Tarihi: 18 Şubat 2026

Karbon sandığımızdan daha pahalı

  • Yeni araştırma, okyanus temelli zararların karbonun gerçek maliyetini neredeyse iki katına çıkardığını gösteriyor. İklim politikaları için güçlü uyarı.

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Almanya, Kanada, İtalya ve Hollanda’dan çeşitli üniversitelerdeki araştırmacılar karbon salımının okyanus temelli etkilerinin hesaplanmasını içeren bir çalışma yaptı. Sonuçları Nature Climate Change’te yayımlanan çalışma, okyanusların karbonun sosyal maliyetini (SCC) yaklaşık iki katına çıkardığını gösterdi. Çalışmada, iklim değişikliğinin denizler, okyanuslar ve kıyı ekosistemlerinden elde edilen doğal, ekonomik ve toplumsal değerlerin bütünü olarak tanımlanan mavi sermaye üzerindeki etkileri incelendi. Bu kapsamda mercan resifleri, mangrovlar, liman altyapıları ile balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği alanlarındaki iklim etkileri ele alındı. Araştırmacılar, iklim değişikliğinin mavi sermaye üzerindeki etkilerinin karbonun sosyal maliyeti gibi göstergelerde büyük ölçüde göz ardı edildiğini tespit etti.

    2020 için mavi karbonun sosyal maliyeti ton başına 48.3 dolar
    Okyanus temelli (mavi) karbonun sosyal maliyetini hesaplamak isteyen araştırmacılar, iklim etkilerini içeren referans senaryo ile 2020’de atmosfere ek bir megaton karbondioksit salımının etkisini içeren senaryoyu karşılaştırmalı olarak modelledi. Çalışmaya göre, 2020 için mavi karbonun sosyal maliyeti ton başına 48.3 dolar oldu. Bu maliyetin dağılımında balıkçılık 22.1 dolar, mercanlar 14 dolar, mangrovlar 10.1 dolar, limanlar ise 2.1 dolar pay aldı. Bu tutar, standart hesaplamalarda yer almayan okyanus zararlarını temsil ederken, okyanus etkileri dışarıda bırakıldığında elde edilen karbon maliyeti neredeyse iki katına çıktı.

    İklimi düzenleyen okyanuslar ekonomiyi ayakta tutuyor
    Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ceyda Erden Özsoy, okyanusların iklimi düzenleyen ve ekonomiyi ayakta tutan dev bir doğal banka işlevi gördüğünü söyledi. Mavi karbon kavramı kıyı ve deniz ekosistemlerinin atmosferden karbondioksidi emip depolama kapasitesini ifade ediyor. Özsoy, özellikle mangrov ormanlarının, deniz çayırları ve bataklıkların karbondioksidi emip toprağa hapsettiğini, iklim değişikliğini yavaşlatan doğal bir yutak işlevi gördüğünü belirtti. Özsoy, mavi sermayenin ise okyanusların ve denizel ekosistemlerin insanlara sağladığı tüm ekonomik ve refah temelli faydaların toplamını kapsadığını aktardı.

    Göz ardı edilen okyanus etkilerini görünür kılındı
    Atmosfere salınan ek bir ton karbondioksidin insanlara ve ekonomiye verdiği toplam zararın karbonun sosyal maliyeti şeklinde tanımlandığına işaret eden Ceyda Erden Özsoy, “Bu zarar sağlık, gıda, altyapı ve yaşam kalitesi gibi alanları kapsar. Karbonun sosyal maliyetinin hesaplanmasında genellikle entegre değerlendirme modelleri kullanılır. Emisyon artışı, sıcaklık değişimi, ekonomik ve refah zararları zinciri kurulur ve piyasa kayıpları zarar fonksiyonlarıyla, piyasa dışı ve ekosistem etkileri ise doğal sermaye/fayda fonksiyonlarıyla parasallaştırılır, gelecekteki etkiler bugünkü değere indirgenerek ton başına maliyet bulunur” dedi. Özsoy, atmosfere salınan her ek ton karbondioksidin mavi karbonun sosyal maliyetinin, mercanlar, mangrovlar, balıkçılık ve limanlar gibi mavi sermaye bileşenlerindeki zararların parasal karşılığını ortaya koyduğunun altını çizerek, karbonun sosyal maliyeti hesaplarında çoğu zaman göz ardı edilen okyanus etkilerini görünür kıldığını anlattı. Mavi karbonun sosyal maliyeti hesaplanırken okyanus sistemlerinin iklimden nasıl etkilendiğine ilişkin sektörel zarar fonksiyonlarının oluşturulduğuna, piyasa ve piyasa dışı kayıpların parasal olarak değerlendirildiğine dikkat çeken Özsoy, söz konusu etkiler değerlendirilerek ton başına maliyetin belirlendiğini dile getirdi.

    Seragazı arttıkça okyanusun kimyası değişiyor
    Ceyda Erden Özsoy, çalışmaya göre, atmosferdeki seragazı yoğunluğu arttıkça okyanusun kimyası ve fiziksel yapısında değişimler yaşandığını, bunların ise hem ekosistemleri zayıflattığını hem de okyanusun doğal düzenleyici işlevlerini etkilediğini ifade etti. Okyanusların atmosferdeki ek emisyonların bir kısmını emerek sistemin tepkisini şekillendirdiğine değinen Özsoy şunları söyledi: “Okyanusları hesaba kattığımızda iklim değişikliğinin gerçek ekonomik bedeli sandığımızdan çok daha yüksek. Birincisi, yalnızca okyanus ve deniz ekosistemlerinden kaynaklanan zararların bile ton başına 48 dolar ek maliyet yaratması, mevcut karbonun sosyal maliyet hesaplarının okyanus etkilerini dışladığı için zararı sistematik olarak düşük tahmin ettiğini ortaya koyuyor. Okyanus etkileri eklendiğinde toplam maliyet neredeyse iki katına çıkıyor. İkincisi, iskonto oranı yüzde 2’ye düşürüldüğünde değerin 168 dolara yükselmesi, okyanus temelli zararların büyük bölümünün uzun vadede ve kalıcı refah kayıpları şeklinde ortaya çıktığını gösteriyor. Yani gelecekteki kayıpları daha ciddiye aldığımızda, bugünkü her ton emisyonun maliyeti çok daha yüksek görünüyor.”

    İklim politikalarının daha güçlü olması gerekiyor
    Ceyda Erden Özsoy, okyanus temelli zararların balık stoklarında azalmaya, gıda güvencesinde bozulmaya ve sağlık sorunlarının artmasına yol açacağını belirti. Özsoy, mercan ve mangrov kaybının ise kıyı bölgelerini afetlere karşı daha savunmasız hale getirerek ekonomik kayıpları artıracağını söyledi. Daha düşük iskonto oranlarında maliyetlerin hızla yükselmesinin ise risklerin uzun vadeli ve nesiller arası olduğunu gösterdiğini vurgulayan Özsoy sözlerini şöyle tamamladı: “Çalışmanın temel mesajı; karbonun gerçek maliyeti sandığımızdan yüksekse, iklim politikalarının da daha güçlü olması gerekiyor. Yani hem emisyonları azaltmak hem de okyanusları politika tasarımının merkezine almak şart.”

Çocuklar İçin

Keşfet ? Öyküler Kitap Kurdu